Bölüm 4
Sarah okula vardı ve aceleyle büyük salona girdi. Kol saatine şöyle bir göz attığında tam zamanında yetiştiğini anladı.
İkizlerin kariyer gününün her anını kaydetmek için elinde kamerasıyla ön sırada hazır bekleyen Benicio'yu fark etti.
Cara'nın abisi olan Benicio Hawthorne, zamanla Sarah'nın en yakın arkadaşı, en büyük destekçisi ve sırdaşı haline gelmişti. Aynı zamanda Soar Havacılık'ın sahibi ve CEO'suydu.
Sarah, ülkeden ayrıldıktan birkaç hafta sonra ikiz bebeklere hamile olduğunu öğrenmişti. Hamileliğinin ardındaki koşullara rağmen mutluluktan havalara uçmuştu; çocukları hayatının neşesiydi. Robyn Lou ve Liam Asher, hayatta aldığı en büyük armağandı.
Benicio arkasını döndüğünde Sarah'nın salona girdiğini gördü. Ona el salladı, Sarah da kalbini her defasında tekleten o güzel gülümsemesiyle ona karşılık verdi.
Diğer çocukların sunum yaptığı sahneye bakarak, "Bir şey kaçırmadım, değil mi?" diye sızlandı Sarah.
Benicio kıkırdadı. "Hayır, tam zamanında geldin. Daha sahneye çıkmadılar."
Sarah rahat bir nefes aldı. Sunumlarını kaçırsaydı çocuklarının dilinden kurtulamazdı.
Benicio'nun koluna sıkıca tutunarak, "Bak, işte oradalar!" diye heyecanla atıldı Sarah.
Robyn ve Liam annelerine ve amcalarına el salladı, Sarah da onlara öpücükler yolladı. Sarah çocuklarını çok seviyordu. Neredeyse dört yaşına geldiklerine inanamıyordu.
O akşam yemek masasında yemeklerini yerlerken Liam minik göğsünü gururla şişirerek, "Gördün mü Benicio Amca? Sunumumu ne kadar güzel yaptım," dedi.
Benicio içten bir kahkaha attı. "Harikaydın, ufaklık."
Amcasının bu övgüsü üzerine Liam'ın ağzı kulaklarına vardı ve yumruk tokuşturdular. Sarah elindeki tabağı yemek masasına bıraktı ve sevgiyle Liam'ın saçlarını karıştırdı. Liam o tombul, minik yüzünü buruşturarak saçlarını düzeltmeye çalıştı.
Saçlarını düzeltirken, "Yapma anne ya. Ben artık kocaman adam oldum. Ya Amelia beni böyle görseydi?" diye sızlandı.
Benicio kahkahalara boğuldu. Sarah'nın kafası karışmıştı. Benicio'nun yanına otururken, "Amelia da kim?" diye sordu.
Robyn ağzını spagettiyle tıka basa doldururken, "Âşık olduğu kız," diye yanıtladı.
Sarah bir peçeteyle kızının yüzündeki sosu silerken, "Yavaş çiğne bebeğim," diye uyardı.
Sarah yarı eğlenen, yarı meraklı bir gülümsemeyle Benicio'ya dönüp, "Senin bundan haberin var mıydı?" diye sordu. "Şu hoşlandığı kızdan yani?"
Benicio teslim oluyormuş gibi ellerini havaya kaldırdı ama gözlerinin içi muziplik ve neşeyle parlıyordu.
"Bana ondan bahsetti ama sır olarak saklamamı da tembihledi. Erkek dayanışması işte," diye ekledi ve Liam'la birbirlerine göz kırptılar.
Sarah kahkahayı bastı. "Ah Liam, ben seninle ne yapacağım? Eminim Amelia çok güzel bir kızdır, hı?"
Liam utangaç bir şekilde gülümsedi; tombul yanakları ve kulakları kıpkırmızı olmuştu. Robyn gözlerini devirdi. "Kızın onun farkında bile değil. Vazgeç artık bu işten," diye söylendi.
Liam ona ters ters baktı. "Farkında bir kere!"
"Değil işte!"
"Farkında!"
"Değil!"
Sarah araya girdi. "Tamam, bu kadar atışma yeter. Sanırım artık uyku vakti geldi," dedi somurtan çocuklara.
Robyn sandalyeden inip Benicio'nun koluna sarıldı. Dudaklarını büzerek, "Bu gece beni yatağıma Benny Amca yatırsın," dedi.
Benicio kocaman gülümseyerek, "Elbette prenses," dedi ve onu kucağına alarak odadan çıkardı.
Liam masadan kalkarken hâlâ somurtuyordu.
"Seni yatağına annenin yatırmasını ister misin tatlım?"
"Hayır, ben kendim yatarım. Ben artık kocaman adam oldum. Robbie tam bir kız işte," dedi bilmiş bilmiş ve yürümeye devam etti. Sonra aniden durup arkasını döndü.
"Pekâlâ... belki sadece bugünlük," diye yanıtladı ve yürüyüp gitti. Sarah da onun bu hallerine gülmemek için kendini zor tutarak peşinden gidiyordu.
Benicio, Robyn'in odasından çıktığında Sarah elinde bir kadeh şarapla koltuğa yayılmış, kadehindeki şarabı yavaşça çeviriyordu.
Hafif bir gülümsemeyle, "Uyudu mu?" diye sordu.
Benicio sırıttı. "Küt diye uyudu."
Sarah yumuşak bir sesle, "Sana bayılıyor," dedi.
Benicio gururlu bir ifadeyle pazılarını sıktı. "Ben en iyi amcayım ve prensesim de en iyisini hak ediyor."
Sarah gülümseyerek yavaşça başını salladı. Kadehini kaldırarak, "Bana eşlik et," dedi.
Benicio bir kadeh alıp koltuğa oturdu ve Sarah'nın bacaklarını dikkatlice kendi dizlerinin üzerine yerleştirdi. Kendine biraz şarap doldurdu ve bir yudum aldı.
"Bu güzelmiş."
Sarah'nın yüzü aydınlandı. "Beğeneceğini biliyordum."
Benicio ayaklarına masaj yapmaya başladığında Sarah hafifçe inledi.
Gözleri kapalı bir halde iç geçirerek, "Çok iyi geldi," dedi.
Sarah’ya, onun hiçbir zaman fark etmediği o şefkatli ve neredeyse hüzünlü, özlem dolu bakışlarla bakan Benicio, ona karşı hislerini açıklayacak cesareti bulabilmeyi diledi.
Normalde kimseden ve hiçbir şeyden korkmayan, acımasız bir iş adamıydı. Ancak hayattaki tek ve en büyük korkusu, Sarah ile olan ilişkisini mahvetmekti.
Aklına bir şey gelen Sarah aniden gözlerini açtı.
"Bu sabahki toplantın nasıl geçti? Anlaşmayı sonuca bağladınız mı?"
"Evet, ben de tam sana bundan bahsedecektim. Anlaşmayı imzaladık. Her şey ayarlandı bile. New York'taki yeni şubemiz kuruldu. Hazır bir şekilde seni bekliyor," diye ekledi yavaşça, bir yandan da onu dikkatle süzüyordu.
Sarah başıyla onayladı. Şarabından bir yudum alırken, "Bu harika bir haber," diye yanıt verdi.
Benicio gözlerini kıstı. "Bunun altından kalkabileceğine emin misin?" diye sordu.
Şahsen bu işi başka birinin üstlenmesini tercih ederdi, çünkü Sarah ve çocukların tekrar üzülmesini... ya da daha kötüsü Edward'la karşılaşmalarını hiç istemiyordu. Fakat Sarah projeyi devralmakta ısrar etmişti. Üstelik bu işin altından kalkabilecek en yetkin kişinin o olduğu da inkar edilemez bir gerçekti.
Sarah keyifle gülümsedi. "Yoksa yeni projeyi beceremeyeceğimden mi korkuyorsun?" diye sordu. Benicio'yu işletmek için alınmış gibi yapıyordu.
"Hayır, hayır, tabii ki öyle değil," diye atıldı Benicio. Onun ne kadar yetenekli, iş bitirici ve becerikli olduğunu çok iyi biliyordu.
"Senin kararlarına yüzde yüz güvendiğimi biliyorsun. Şirket senin yeteneklerinden çok fayda sağladı. Sen bu şirket için çok değerli birisin..."
Sarah daha fazla ciddi duramadı ve kıkırdamaya başladı. Benicio onun kendisiyle dalga geçtiğini anlayınca rahat bir nefes aldı.
"Beni işletiyordun."
Kahkahalarının arasından, "Tabii ki Benicio. Yüzünün halini görmeliydin," diye takıldı.
Benicio gülümsedi. "Ama ben ciddiyim Sarah. Ne demek istediğimi anlıyorsun. Bunu yapabilecek misin?" diye sordu ciddiyetle.
Sarah hafifçe güldü. Kadehini yeniden doldururken, "Ben çocuk değilim, Benicio," dedi.
"Kendi başımın çaresine bakabilirim. Ayrıca birinin çocuklarıma zarar vermesine izin vermektense ölmeyi tercih ederim," diye kararlılıkla ant içti.
Veronica ve Estelle ile bir gün karşılaşacak olursa onlarla baş edebilirdi. Fakat tek umudu Edward'ı bir daha asla görmemekti. Onu çocuklarının hayatında istemiyordu. Çocuklar üzerinde hiçbir hakkı yoktu.
Düşünceli bir tavırla, "Zaten hiçbirine rastlama ihtimalim pek yok," diye ekledi.
İki hafta sonra Sarah, New York'taki yeni ortaklarının sahibiyle tanıştırıldığında adeta şoke oldu. Onu derinden yaralayan, büyük bir nefret beslediği ve bir daha asla görmek istemediği o adamla; çocuklarının babası Edward Huxley ile yüz yüze gelmişti.
Karşısında ifadesiz bir yüzle duran adama bakarken, "Sen!" diye soludu Sarah.
