Bölüm 001 Boşanalım

Monica Brown marketten alışveriş yapıyordu, kasaya doğru ilerlemek üzereydi ki telefonu titredi. Arayan, Alexander Smith’in annesi, Bertha Davis’ti.

Ekrana baktı, tereddüt etti, sonra yumuşak bir sesle açtı:

“Alo, anne...”

“Bu kadar neyi uzatıyorsun? Hemen geri dön!” Bertha’nın öfkeli sesi telefondan adeta patladı.

Monica daha cevap veremeden Bertha telefonu kapattı.

Monica yorgun bir iç çekti, aldığı alışverişleri olduğu gibi bırakıp eve doğru çıktı.

Salona girer girmez, ayakkabılarını bile çıkarmadan, Bertha ona doğru bir mücevher kutusu fırlattı ve bağırdı:

“Zümrüt kolyem nerede? Milyonlar ediyor o kolye!”

“Vallahi ben almadım.”

“Buradaki tek gariban köylü senin. Sen almadıysan kim almış olabilir? Smith ailesinin başına nasıl senin gibi biri musallat oldu?”

Monica sessiz kaldı.

Bertha’nın ondan nefret ettiğini biliyordu. Alexander’la üç yıl önce evlendiğinden beri, Bertha hakaret ve ithamlarla ona hayatı zindan etmişti.

Eskiden kendini savunmaya çalışırdı, ama artık bunun boşuna olduğunu anlamıştı. Ne söylerse söylesin, Bertha sadece daha da sinirleniyordu. En kolayı, kadının içini dökmesini bekleyip bunun da geçmesini umut etmekti.

Bu sefer Bertha daha da ileri gitti, parmağını sertçe Monica’nın alnına bastırdı:

“Bu işten sıyrılabileceğini sanma. Alexander’ı çoktan aradım. Bugün kendini açıklayacaksın, ya kolyeyi getirirsin ya da Smith Villası’ndan defolup gidersin!”

Monica yine sustu.

İçinden, kolyeyi Bertha’nın kendi sakladığından neredeyse emindi; sırf ortalığı karıştırıp onu evden kovmak için.

Yaklaşık bir saat sonra Alexander içeri girdi.

Monica istemsizce başını çevirip ona baktı. Adam uzun boylu, ince yapılıydı; özel dikim ceketini kolunun üzerinde taşıyor, üzerinde hafif bir kadın parfümü kokusu dolaşıyordu.

Bertha hışımla ona yürüdü:

“Alexander, hemen boşan ondan. Hırsızla mı evlendin sen?”

“Anladım. Artık gidebilirsin,” dedi Alexander, her zamanki gibi buz gibi bir ifadeyle.

Sonra Monica’ya doğru yürüdü ve eline bir dosya uzattı.

“Bir bak. Uygunsa imzala.”

Bu, bir boşanma anlaşmasıydı.

Monica dosyayı almayı reddetti. Gözlerini ona dikti, sesi titriyordu:

“Gerçekten kolyeyi benim çaldığıma mı inanıyorsun?”

“Önemi yok. Sadece imzala,” dedi. Sesi dümdüzdü, tek bir duygu kırıntısı taşımıyordu.

Demek o da inanmıyordu ona.

Alexander’ın boşanma anlaşmasını sehpanın üzerine fırlatıp merdivenlere yönelişini seyretti. Kısık bir sesle sordu:

“Stella geri döndü, değil mi?”

Alexander arkasını dönüp baktı, derin sesi sabırsızlıkla sertleşmişti:

“Monica, bizim neden evlendiğimizi biliyorsun. Olayı büyütme.”

Monica acı, keskin bir kahkaha attı.

Evet, biliyordu.

Üç yıl önce Hazel Carter ağır hastaydı ve ölmeden önce torunu Alexander’ın evlendiğini görmek istiyordu.

O zamanlar Smith ailesine gelin gidecek kişi aslında Stella Brown’dı. Çünkü Alexander’la birlikte büyümüşlerdi ve aralarında bir şeyler vardı.

Ama düğüne günler kala, Stella’nın Brown ailesinin öz kızı olmadığı ortaya çıktı. Doğdukları gün hastanede, Stella ile Monica’nın karıştığı anlaşılmıştı.

Hayden Brown dört bir yana haber salıp durdu ve sonunda köyde yaşayan Monica’yı buldu.

Doğal olarak, Smith ailesine gelin giden sonunda Monica oldu.

Stella bunu asla kabul etmedi. Düğün günü Monica’nın evliliğini bozmak için elinden geleni yaptı. Ama olan ona oldu; merdivenlerden yuvarlandı, bacağını kırdı ve tedavi için yurtdışına gönderildi.

Olay büyüdü, her şeyi mağdurdan yana görmeye bayılan çevre de hemen Monica’yı “başkasının sevgilisini çalan kötü kadın” ilan etti. Bertha ağzına geleni söyledi, Alexander ise bırak dokunmayı, yüzüne bile bakamaz hale geldi.

Kendi anne babası bile onun kötü, huysuz bir kız olduğuna inandı.

Onlara göre Stella zarafetin, şıklığın, iyi eğitimin vücut bulmuş haliydi.

Monica mı? Sıradan, kindar bir taşralı kız.

Aslında Monica başkalarının ne düşündüğünü umursamıyordu. Onun için önemli olan tek kişi Alexander’dı.

Bertha’nın hakaretlerine katlandı, Alexander’a baktı, evi çekip çevirdi.

Sevginin bir gün o buz gibi kalbi eriteceğine inanıyordu, ama yanılmıştı.

Sevgisiz, cinsellikten uzak bu evlilik artık dayanılmazdı. Devam edecek gücü kalmamıştı.

Ama onlar istedi diye niye çekip gitmeliydi ki?

Monica, Alexander’ın yanına yürüdü.

“Bir gece benimle ol, boşanma kağıtlarını hemen imzalayıp gideceğim,” dedi.

Alexander tam kravatını çözüyordu. Yanlış duyduğunu sandı, gözlerinde iğrenmeyle karışık bir ifade belirdi.

“Monica, sen nasıl böyle bir şey söylersin? Hiç mi utanman yok?”

“Utanma mı?” Monica alaycı bir gülüşle dudağını büktü. “Kocamla karı koca olmanın utanılacak bir yanı varsa, gönüllü metreslik yapana ya da evliyken aldatanlara ne diyorsun o zaman?”

“Monica!” Alexander çileden çıkmıştı.

“Boşanmayı kabul etmem için tek şartım bu!” Monica onun sözünü kesti. Bir adım öne çıktı, kravatından tuttu, gözleri nefret ve meydan okumayla doluydu. “Ne oldu Bay Smith, istemiyor musun? Yoksa yapamıyor musun?”

Alexander bir anda küplere bindi.

“Saçmalama! Şimdi görürsün yapamıyor muyum!”

Bir eliyle başının arkasından yakaladı, onu vahşice öptü.

Monica da aynı şiddetle karşılık verdi.

Alexander’ın içinde en ufak bir şefkat kırıntısı yoktu. Onu yatağa fırlattı, gömleğini yırtarcasına açtı, vücuduna kaba saba dokundu.

Monica’ya daha önce kimse böyle dokunmamıştı, bedeni bir anda tepki verdi.

Alexander alay etti:

“Şimdiden bu kadar ıslandın. Bir erkeğe bu kadar mı açsın?”

Sonra birdenbire, acımasızca içine girdi.

Ona alışması için en ufak bir zaman tanımadan hızla hareket etmeye başladı.

Monica küfretmek istedi, ama ağzından çıkanlar arka arkaya dökülen baştan çıkarıcı inlemelerden ibaret kaldı.

Alexander böyle bir şey daha önce hiç hissetmemişti. Monica’nın bedeni sanki tam ona göre, onun ölçüsüne göre yaratılmış gibiydi. Ne kadar alırsa alsın doyamadı; şafak sökene kadar durmadan devam etti ve sonunda onu bıraktı.

Monica, uyuyan adama baktı.

Uyurken o kadar soğuk ve zalim görünmüyordu. Yüz hatları keskin, yakışıklıydı.

Eskiden bu yüze delicesine hayrandı, ama şimdi ona bakarken eskisi kadar bile hoşlanmadığını fark etti.

Alexander uyandığında Monica çoktan gitmişti. Komodinin üzerinde sadece imzalanmış boşanma anlaşması duruyordu.

“Boşanma sebebi” kısmına Monica kendi el yazısıyla şunu not düşmüştü:

[ Koca cinsel yönden yetersizdir, evlilik görevlerini yerine getirememektedir. ]

Alexander’ın yakışıklı yüzü bir anda kapkara kesildi.

Şu kadın yok mu!

Telefonunu çıkarıp Monica’yı aradı, ama hattı çoktan kapatılmıştı.

Sonraki Bölüm