Bölüm 3 Şirketin başı dertte

"Baban haklı." Harrison, Miranda'ya baktı; ses tonu yumuşamıştı ama o üstenci tavrı hâlâ duruyordu.

"Miranda, çocukluk yapmayı bırak."

"Boşanacağımız duyulursa, iki aile için de hiç hoş olmaz."

"Bugün bir hata yapmış olabilirim ama senin de aklını başına toplaman lazım."

Duraksadı; gözleri aniden soğurken bakışlarına gizli bir tehdit yerleşti.

"Yoksa, gerçekten boşanırsak sana yalvar yakar geri döneceğimi falan sanma."

Miranda artık onun yüzüne bakma zahmetine bile girmiyordu.

Annesine ve kardeşine döndü, bakışları hiç olmadığı kadar kararlıydı.

"Anne. Christian."

"Gidiyoruz. Adliyeye."

...

Yarım saat sonra, adliyenin önü.

Miranda elindeki incecik boşanma belgesine bakarken, kendini uzun zamandır hiç olmadığı kadar hafiflemiş hissediyordu.

Beş yıllık aşk, tek bir günde bitip gitmişti.

"Bu tam bir saçmalık! Akıl alır gibi değil!"

Dominic'in yol boyunca bastırdığı öfkesi sonunda patlak vermişti.

Yüzünde kederli bir ifadeyle parmağını Miranda'ya doğrulttu.

"Whitmore ailesinin gözü önünde az önce ne yaptığının farkında mısın sen? Artık Ariana'ya nasıl davranacaklarını sanıyorsun?"

"O gencecik bir kız! Bundan sonra insanların yüzüne nasıl bakacak!"

Miranda hızla arkasını dönüp öz babasına baktı.

Bebeğini düşürmüştü. Kocası onu terk etmişti. Kelimenin tam anlamıyla cehennemi yaşamıştı.

Babasının tek derdi ise Whitmore'ların Ariana'ya nasıl davranacağı mıydı? Bir baba gerçekten böyle mi yapardı?

Miranda kelimelerin üzerine basa basa, "Madem Ariana'yı bu kadar çok düşünüyorsun," dedi, "o zaman eve benimle, annemle ve Christian'la dönme."

Arkasını döndü, arabanın kapısını açıp annesinin arka koltuğa geçmesine yardım etti.

Christian asık bir suratla Dominic'e soğuk bir bakış fırlattı ve tek kelime etmeden direksiyona geçti.

Siyah sedan hızla uzaklaşırken, Dominic utançtan kireç gibi olmuş yüzüyle orada öylece kalakaldı.

O gece geç saatlerde, Lancaster malikânesinde, Miranda'nın yatak odası.

Duş aldıktan sonra Miranda yumuşacık yatağına uzandı.

Burası onun evlenmeden önceki odasıydı. Her şeyin hâlâ o eski tanıdık halinde olması, gün boyu yıpranan sinirlerinin nihayet biraz olsun yatışmasını sağlamıştı.

Telefonunu eline aldı ve gayri ihtiyari Facebook'a girdi.

Karşısına çıkan ilk gönderi Ariana'ya aitti; yarım saat önce paylaşılmıştı.

"Benimle ilgilendiğin için teşekkürler, Harrison. Yaşanan onca şeyden sonra yanımda olman benim için o kadar değerli ki."

Fotoğraf bir restoranda çekilmişti.

Ariana'nın elinde bir kâse çorba vardı; yüzünde ise zarif, tatlı bir tebessüm.

Harrison hemen yanında oturuyordu; kameraya değil, ona şefkat dolu gözlerle bakıyordu.

O bakışlar... Miranda beş yıl boyunca o bakışların peşinden koşmuş ama bir kez olsun o sevgiyi görememişti.

Ariana'dan gelen tek bir telefonla Harrison'ın apar topar kalkıp gittiği o sayısız yıl dönümü geldi aklına.

Balayındayken Ariana sevgilisinden ayrıldı diye onu teselli etmek için anında ilk uçakla geri dönüşünü hatırladı.

Kendisi yüksek ateşler içinde yatarken, onun dışarıda Ariana'nın doğum gününü kutladığını hatırladı.

Sorun sevmeyi bilmemesi değildi. Sadece onu sevmiyordu.

Bu kaçırılma olayı, ölümle burun buruna gelmesi ve yitip giden o masum hayat, sonunda gözlerini tamamen açmıştı.

Bu iyi bir şeydi.

Ama bir o kadar da acıydı.

Miranda gözleri yanarak usulca karnına dokundu.

"Bebeğim, özür dilerim."

"Umarım bir dahaki sefere seni gerçekten seven ve isteyen bir ailede dünyaya gelirsin."

Tam uygulamayı kapatacaktı ki parmağı aniden havada asılı kaldı.

Gözleri fotoğrafın sağ alt köşesine kilitlenip kalmıştı.

Orada, meyve tabağı tutan bir el ve bileğinde bir saat görünüyordu.

Bu Patek Philippe Celestial marka saat, babasının bugün taktığı saatin tıpatıp aynısıydı.

O saçma sapan düşünce yeniden zihninde belirdi; giderek büyüyor, kontrolden çıkıyordu.

Miranda'nın kalbi hızla çarpmaya başladı.

Annesinin uyuduğundan emin olduktan sonra sessizce yerinden kalkıp çalışma odasına gitti.

Christian kaşlarını çatmış, hâlâ çalışıyordu.

"Christian."

Başını kaldırdı. Gelenin o olduğunu görünce yüzündeki ifade biraz yumuşadı. "Neden uyumuyorsun?"

"Babam eve geldi mi?" diye sordu Miranda temkinli bir sesle.

Christian şakaklarını ovuşturdu. "Hayır. Öğleden beri ortalarda yok. Telefonu da doğrudan telesekretere düşüyor."

Miranda'nın içine derin bir sıkıntı çöktü.

Zor bir karar veriyormuşçasına derin bir nefes aldı.

"Christian, bir şeyi araştırmama yardım eder misin?"

"Neyi?"

"Ariana'nın sözde hapiste olan babasının gerçekten var olup olmadığını öğrenmeni istiyorum."

Christian şaşırmıştı. Kız kardeşinin soğuk ifadesini görünce şaka yapmadığını anladı ve ciddileşti.

"Tamam. Ben hallederim."

Ayağa kalkıp kız kardeşinin omzunu sıvazladı. "Daha yeni boşandın, kendini yeni yeni toparlıyorsun. Bunları kafana takma. Sen sadece kendine dikkat et."

Miranda zoraki bir şekilde gülümsedi.

"Beni merak etme. O pislik Harrison'dan kurtulduğum için kendimi harika hissediyorum."

Abisinin gözaltlarındaki morlukları ve masasındaki neredeyse boşalmış kahve fincanını fark etti. İçi burkularak fincanı oradan aldı.

"Asıl dinlenmesi gereken sensin. Bu kadar geç saatlere kadar çalışmayı bırak artık."

Fincanı alırken gözü bilgisayar ekranına takıldı.

Ekranda Lancaster Şirketi'nin hisse senedi grafiği açıktı. Her yer kıpkırmızıydı, hisseler dik bir açıyla çakılıyordu.

Miranda'nın gözbebekleri şokla küçüldü.

Şirkete bir şeyler olmuştu.

Hiç renk vermeden abisine iyi geceler diledi ve aceleyle odasına dönüp kapıyı arkasından kilitledi.

Elleri titreyerek telefonundan "Lancaster Şirketi"ni arattı.

Karşısına peş peşe sarsıcı manşetler çıktı.

"Lancaster Şirketi'nin Projesi Çöktü, Nakit Akışı Krizinden Şüpheleniliyor"

"Ortaklar Geri Çekildi, Lancaster Şirketi İflasın Eşiğinde"

"Lancaster Yönetim Kurulu Başkanı Dominic'e Zimmete Para Geçirme Soruşturması"

Miranda çığlık atmamak için eliyle ağzını kapattı.

Demek ki evdeki her şey çoktan darmadağın olmuştu.

Abisi ise o üzülmesin diye tüm bu yükü tek başına omuzluyordu.

Zihni karmakarışık bir haldeyken, telefonunun ekranı yeni bir haber bildirimiyle aydınlandı.

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm