Bölüm 10

Şarkı yetenek yarışması günü, güneş bulutların arasından yüzünü göstererek mekanın dışına sıcak bir ışık saçıyordu.

Aria, adımlarıyla etekleri savrulan göz alıcı uzun bir elbiseyle geldi; sanki bir tablodan fırlamış Afrodit gibiydi. Kulise adım attığı an tüm gözler ona çevrildi.

Billy de kulisteydi. Aria'yı gördüğünde açıkça etkilenmişti ama bunu hemen gizlemeye çalıştı.

Laura ise kıskançlıktan çatlıyordu. İçi öfkeyle dolu bir halde Aria'ya ters ters bakarken gözleri adeta alev saçıyordu. 'Bu kız bugün sahneye bile çıkmayacak ama göz kamaştırıyor. Yüzündeki o yara izi güzelliğini hiç gölgelemiyor; aksine ona eşsiz bir hava katarak onu daha da büyüleyici kılıyor.'

Laura bunun sadece kendi kuruntusu mu olduğunu anlayamıyordu ama Aria'nın yara izi biraz hafiflemiş gibiydi. Bu belirsizlik kıskançlığını daha da körüklüyordu.

Aria, Laura'nın bakışlarını fark etti ve ona manalı bir şekilde gülümsedi.

Bunu gören Laura kıskançlığını bastırdı ve dostane bir tavır takınarak Aria'nın yanına gitti. "Aria, bugün göz kamaştırıyorsun."

Ardından Laura, Aria'nın koluna girerek sevecen bir tavırla kolunu hafifçe salladı.

Onları tanımayanların gözünde, aralarından su sızmayan iki kız kardeş gibi görünüyorlardı.

Bu sırada kulisteki diğer şarkıcılar kendi aralarında fısıldaşıyordu.

Bazıları Aria'nın skandallarını duymuştu ve ona küçümseyen gözlerle bakıyordu.

"Bu Aria değil mi? Billy'nin onunla nişanlandığına inanamıyorum. Kesin çocukluktan beri tanıştıkları içindir. Biraz gururu olsa kendiliğinden çeker gider, Billy ve Laura'ya ayak bağı olmazdı," dedi gösterişli giyimli bir kadın şarkıcı alaycı bir tavırla.

"Şuna bak, gerçekten Billy'ye layık olduğunu mu sanıyor?"

"Ne kadar da yüzsüz. İnsanları korkuturum diye hiç düşünmeden o yara iziyle insan içine çıkmış."

Herkes bir ağızdan konuşmaya başladı; Aria'nın gururunu ayaklar altına almayı amaçlayan sözlerinden adeta küçümseme akıyordu.

"Haberiniz yok mu? Laura, Billy'yi baştan çıkarıp beni aldatmasına neden oldu. Ben çoktan aradan çekilip Billy'yi Laura'ya bırakmaya karar verdim ama Fisher ailesi buna izin vermedi!" Aria'nın dudakları alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı.

Olay çıkarmak istemiyordu ama kavgadan da kaçacak değildi. Eğer bu insanlar ona karşı üstünlük taslamaya kalkarlarsa, o da altta kalmayacaktı.

Sesi yüksek çıkmamıştı ama onunla alay edenlerin bir an duraklamasına yetmişti.

"Ben Billy'yi baştan falan çıkarmadım; biz sadece iyi arkadaşız, Aria. Hem Billy'nin ailesi Fisher ailesinin gelininin sen olduğunu söyledi. Billy'nin dikkatini çekmek için böyle yanlış yollara başvurma. Bu sadece senden daha çok nefret etmesine neden olur," diye gergin bir şekilde açıklama yaptı Laura, fazlasıyla incinmiş gibi yaparak.

Herkesin, Aria'nın sadece ilgi çekmek için oyunlar oynadığını düşünmesini sağlamaya çalışıyordu.

Herkes Aria'ya daha da büyük bir düşmanlıkla bakmaya başladı.

"Ne kadar kötü kalpli bir kadın. Senin gibi bir kız kardeşi olduğu için zavallı Laura'ya acıyorum." Laura'ya yakın olan kadın şarkıcılardan biri, onu korurcasına önüne geçti.

"Annemin benden başka çocuğu yok, o benim kız kardeşim olacak vasfa bile sahip değil." Aria, Laura'ya küçümseyerek baktı.

O sırada bir kadın şarkıcı koşarak yanlarına geldi, gözleri heyecandan parıl parıl parlıyordu. "Simon gelmiş, üstelik gizemli bir konuk daha varmış!"

Bu haber adeta bomba etkisi yaratarak ortalığı hareketlendirdi.

Az önce Aria'yla alay eden kadın şarkıcıların dikkati anında başka yöne kaydı.

Gözleri beklentiyle dolu bir halde, heyecanla kendi aralarında konuşmaya başladılar.

"Simon ha! Gerçekten bu kadar küçük bir yarışmaya mı geliyor? Ya beni fark ederse... Harika olurdu! O kadar yakışıklı ve yetenekli ki, tam hayallerimdeki erkek."

"Gizemli bir konuğun da geleceğini duydum. Simon'dan bile daha önemli biri olabilir mi?"

"Sizce Bay Lewis Windsor olabilir mi? Koskoca Hazine Bakanı!"

"Onu bir kez olsun yakından görebilsem, bu hayatta gam yemem."

Herkesin gözleri hevesle parlıyor, ne olup bittiğini görmek için ana salona koşmaya can atıyorlardı.

Konuşulanlara kulak misafiri olan Laura'nın da aklı çelinmişti. Bu fırsatı kaçırmamaya kararlı bir şekilde gizlice yumruklarını sıktı; gözlerinde hırslı bir parıltı belirmişti.

Aria, Simon'un orada olacağını biliyordu ama gizemli bir konuğun geleceğinden habersizdi.

Kim Simon'dan daha önemli olabilirdi ki?

Bunu düşünürken, Aria'nın gözünün önüne ister istemez Lewis'in yüzü geldi.

Yanakları kızardı ve düşüncelerini uzaklaştırmak için hızla başını iki yana salladı.

Bu yetenek yarışması canlı yayınlandığından, şarkıcıların sahne altındaki hazırlık alanında oturup sıralarını beklemeleri gerekiyordu.

Aria, az önce duyduğu alaycı sözlere hiç aldırış etmeden, zarif ve kendinden emin adımlarla o alana doğru yürüdü.

"Sen yarışmacı değilsin ki, burada ne işin var? Burası senin yerin değil, derhal çık git."

"Çık dışarı, boşuna yer işgal etme. Bu alan biz yarışmacılara ayrıldı."

Diğerleri de ilk konuşana hak vererek Aria'ya küçümseyen gözlerle baktılar.

Bunu gören Laura'nın gözlerinde sinsi bir parıltı belirdi.

"Aria, aslında senin iyiliğini düşünüyorlar; burada olursan arkandan dedikodu yaparlar diye endişeleniyorlar. Ama illa burada oturmak istiyorsan, neden benim yanıma gelmiyorsun?" Laura gözlerini süzerek yüzüne sevecen bir ifade yerleştirdi.

Aria ona şöyle bir baktı ama hiçbir şey söylemedi; gürültüden ve bu ikiyüzlülükten uzaklaşarak sessizce gidip bir köşeye oturdu.

Vakit ilerlemiş, yarışma resmen başlamak üzereydi.

Salondaki atmosfer giderek daha heyecanlı ve coşkulu bir hal alıyor, havada adeta bir elektriklenme hissediliyordu.

"Şimdi de bugünün gizemli konuğunu sahneye davet ediyoruz!" Sunucu sahneye çıkmış, gür sesi tüm salonda yankılanmıştı.

Herkes nefesini tutmuş, gözlerini sahneye dikmişti.

O an zaman adeta durmuş gibiydi; tüm salon yere iğne düşse duyulacak kadar sessizliğe bürünmüştü.

Perde açıldığında, göz kamaştırıcı ışıklar sahnenin tam ortasına odaklandı.

Herkes şaşkınlık içinde konuk koltuklarına bakakaldı.

Gizemli konuk gerçekten de Lewis'ti!

Üzerinde jilet gibi siyah bir takım elbise vardı; dik duruşu ve sert hatlı yüzü, usta bir heykeltıraşın elinden çıkmış kusursuz bir eseri andırıyordu.

Lewis, arkasındaki uzun boylu bir korumanın ittiği tekerlekli sandalyede oturuyor olsa da, yaydığı asil ve güçlü aura yüzünden kimse onu hafife almaya cesaret edemezdi. Soğuk tavırları ise insanların onun gözlerinin içine doğrudan bakmaktan bile çekinmesine neden oluyordu.

Hazırlık alanında anında bir hareketlilik yaşandı; kadın şarkıcıların gözleri parlamış, hepsi Lewis'in üzerinde iyi bir izlenim bırakma umuduyla üstlerine başlarına çekidüzen vermeye başlamıştı.

Laura da onlardan farksızdı. İçinde Aria'nın sesinin kayıtlı olduğu playback cihazını gizlice üzerine yerleştirdi.

Gözleri heyecanla parlıyor, bu sesle Lewis'i etkileyeceği anın hayalini şimdiden kuruyordu.

Hatta Lewis ile birlikte yaşayacağı lüks hayatın fantezisini kurmaya başlamıştı bile; zihninde sürekli canlanan bu sahneler onu adeta hülyalara daldırmıştı.

Jüri masasında oturan Simon, hazırlık alanındaki Aria'yı görünce gülümseyerek başıyla ona selam verdi.

Aria, kendisine her zaman çok nazik davranan Simon'ı müstakbel nişanlısı olarak gördüğünden ona gülümseyerek karşılık verdi.

Fakat tam o anda, bakışları tesadüfen Lewis'in gözleriyle buluştu.

Yoksa başından beri ona mı bakıyordu?

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm