Bölüm 3

Simon'un sözlerini duyan Aria'nın içine sonunda su serpildi.

Görünüşe göre dün geceyi unutmamıştı.

Sakin görünmeye çalışarak gözlerinin içi gülen, büyüleyici bir gülümseme takındı. "Bay Windsor, dün gece bana iki kez yardım ettiniz. Size nasıl teşekkür edebilirim? Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?"

Balo salonu ışıl ışıldı, her köşeden kadeh tokuşturma sesleri yükseliyordu.

Hemen ileride duran Billy'nin yüzünde adeta fırtınalar kopuyordu.

Her zaman mesafeli olan ve kendisini defalarca reddeden Simon'ın, Aria'yı kovmak bir yana dursun, onunla sohbet ettiğine inanamıyordu.

Planı tamamen geri tepmişti!

Billy'nin hemen yanında duran Laura, sinirle ayağını yere vurdu; gözlerinden kıskançlık okunuyordu. Kısık bir sesle "Lanet olası Aria!" diye homurdandı ve ardından köşede dikilen takım elbiseli bir adama göz attı.

Adı çıkmış bir çapkın olan Duke Collins, deli gibi onun peşinden koşmuş, hatta bazı çirkin dedikoduların çıkmasına bile sebep olmuştu.

Ancak Aria araya girdiğinden beri, Duke'un adı Aria ile anılır olmuştu.

Aria'nın Simon gibi birine yaklaşmasına asla göz yumamazdı.

Simon, dudaklarının kenarında alaycı bir tebessüm ve gözlerinde okunması güç bir pırıltıyla Aria'yı dinledi. "Teşekkür etmek için mi?"

Aria'nın gülümsemesi ışıkların altında göz kamaştırıyordu; gözleri parıldayarak yumuşak bir ses tonuyla, "Elbette, bana yapılan iyiliği asla karşılıksız bırakmam," dedi.

Simon'ın bakışları derinleşti; Lewis'in yaptığı bir şeyin övgüsünü üstlenmek istemiyordu. Bu tatlı yanlış anlaşılmayı nasıl düzelteceğini düşünüyordu.

Birden, salonun uğultusunu kesen bir ses duyuldu. "Aria, seni sürtük! Daha birkaç gün önce benim yatağımdaydın, şimdi de başka bir adamı mı baştan çıkarıyorsun?"

Duke öfkeyle soluyarak yanlarına geldi ve parmağını Aria'ya doğrulttu.

Sesi o kadar gür çıkmıştı ki salondaki herkes onu duymuştu.

Fısıltılar bir anda dalga dalga yayılarak Aria'nın etrafını sardı.

"Aria'nın hem bu kadar çirkin olup hem de böyle çarpık bir özel hayatı olacağı hiç aklıma gelmezdi."

"O tiple Simon'ı baştan çıkarabileceğini mi sanıyor? Dönüp bir aynaya baksın; yüzündeki o yara izi midemi bulandırıyor."

Aria hafifçe kıkırdadı, sesinde alaycı bir tını vardı. "Bay Collins, yatağınızdaki kadının ben olduğuma emin misiniz?"

Onun bu sakin tavrı Duke'u daha da çileden çıkardı. Cebinden çıkardığı bir tomar fotoğrafı yere fırlattı.

Etrafa saçılan fotoğraflarda, yatakta bir erkek ve bir kadının uygunsuz ve müstehcen görüntüleri vardı. Çekim açısı biraz tuhaftı ama Aria'nın yüzü net bir şekilde seçiliyordu.

Etraftaki uğultu giderek arttı; kınama ve hakaret dolu sesler yükselmeye başladı.

Simon ellerini kavuşturmuş bir halde sessizce koltukta oturuyor, amcasını bile etkilemeyi başaran Aria'nın bu durumun altından nasıl kalkacağını merakla izliyordu.

Aria hafifçe tebessüm ederek kalabalığa göz gezdirdi. "Lütfen bana bir saniye müsaade edin."

Dizüstü bilgisayarını çıkardı, parmakları klavyenin üzerinde adeta dans ediyordu.

Kısa sürede bilgisayarından bazı fotoğraflar bulup salonun ekranına yansıttı.

Fotoğrafların açıları ve arka planı Duke'un gösterdikleriyle birebir aynıydı. Tek bir fark vardı; fotoğraflardaki kadın Laura'ydı.

Salonda bir anda kıyamet koptu, şaşkınlık dolu fısıltılar dalga dalga yayıldı.

Tıpkı sahne ışıklarının altındaymış gibi tüm gözler bir anda Laura'ya çevrildi.

Laura'nın rengi kireç gibi oldu; titreyen dudaklarıyla telaş içinde kendini savunmaya çalıştı. "Bu fotoğraflar sahte! Montaj bunlar! Aria bana iftira atıyor!"

"Aria, seninle alıp veremediğim hiçbir şey yok, neden böyle yapıyorsun?" diye çıkıştı Laura.

Aria alaycı bir şekilde gülümsedi. "Laura, bir halt yemeye cesaretin varsa, arkasında durmaya da cesaretin olmalı. Duke ile sarmaş dolaşken paparazzilere yakalandın ve fotoğraflar her yere yayıldı. O lekesiz imajını korumak için beni de bu işin içine çekmekten zerre çekinmedin. Yıllardır senin ve şirket için ne kadar çok şey yaptığımı biliyorsun! Peki sen bana nasıl karşılık verdin? Nişanlımı baştan çıkararak mı? Benim seninle hiçbir derdim yoktu, asıl sen bunu neden yaptın?"

Aria'nın ağzından çıkan her söz bomba etkisi yaratarak büyük bir kargaşaya yol açtı.

Yükselen yıldız Laura'nın bu kadar yüzsüz biri olabileceğine kimse inanamıyordu!

Olan biteni soğuk bir ifadeyle izleyen Simon'ın yüzüne şimdi muzip bir gülümseme yerleşmişti.

Aria gerçekten de amcasının takdir ettiği kadar vardı; cesur bir kadındı.

"Kes sesini!" diye bağırarak aniden öne atıldı Billy.

Aria'nın bileğini kemiklerini kıracakmışçasına sertçe kavradı; yüzü öfkeden çarpılmış, alnındaki damarlar belirginleşmişti. "Laura'ya iftira atmaya nasıl cüret edersin? Nişanı atmamı istemiyorsan, hemen şimdi herkese işin doğrusunu anlat."

Billy, Aria'nın Laura'ya iftira atıp atmadığını gerçekten bilmiyor muydu?

Aria küçümseyerek gülümsedi ve Billy'nin elinden kurtulmaya çalıştı ama başaramadı.

Aniden güçlü bir darbeyle geriye itilen Billy az kalsın yere düşüyordu. Uzun boylu ve heybetli bir adam Aria'nın önüne geçmiş, ona siper olmuştu.

Billy'nin yüzü öfkeyle kasıldı. Tam küfredecekti ki karşısındakinin Simon olduğunu fark edince tek bir kelime bile etmeye cesaret edemedi.

Simon ona buz gibi bir bakış atarak, "Herkesin içinde bir kadına zorbalık yapmak mı? Bu senin için bile fazla aşağılık bir hareket," dedi.

Billy paniğe kapıldı. "Hayır, ortada bir yanlış anlaşılma var."

Simon onun sözünü kesti. "Şahsım ve Windsor Grubu bünyesindeki tüm şirketler adına, Fisher Grubu ve onlara bağlı ünlülerle her türlü işbirliğini sonlandırdığımızı ilan ediyorum."

Amcasının kadınına kimse zorbalık edemezdi.

Lewis burada olsaydı, muhtemelen çok daha kesin bir tavır sergilerdi.

Fisher Grubu bir hafta içinde tarih olurdu.

Bunu duyan Billy beyninden vurulmuşa döndü, yüzü bembeyaz kesildi.

Bu nasıl olabilirdi?

Simon, Aria için bu kadar ileri gidiyordu; aralarında nasıl bir ilişki vardı?

Billy öne atılıp hesap sormak istedi ama Simon'ın korumaları önünü kesti.

Simon onu görmezden gelerek Aria ile birlikte oradan ayrılmak üzere arkasını döndü.

Aria, "Teşekkür ederim, bana yine yardım ettiniz," dedi.

Adam gizemli bir şekilde gülümsedi. "Bana teşekkür etmek için henüz erken, sizi bekleyen daha büyük bir sürpriz var Bayan York."

Dün gece o soğuk ve mesafeli Lewis ile tek gecelik ilişki yaşayan kişinin Aria olduğunu öğrendiğinde, Lewis'e çoktan mesaj atıp haber vermişti.

Lewis muhtemelen şu an yoldaydı.

Aria'nın kafası karışmıştı. Parti sona erdiğinde Simon manidar bir gülümsemeyle oradan ayrıldı.

Konuklar dinlenme salonlarına dağıldı.

Aria da kendi odasına geçti ancak kapıyı açtığında burnuna tuhaf bir koku geldi. Odanın loş ışığında, tekerlekli sandalyede oturan uzun boylu bir adam yüzü pencereye dönük bir şekilde duruyordu.

Yüzünü net göremese de Aria'nın kalbi tekledi.

Adamın öylesine güçlü bir aurası vardı ki, tekerlekli sandalyede otururken bile ürkütücü görünüyordu.

Üstelik yüzünün görebildiği kadarı Simon'a inanılmaz derecede benziyordu; ancak bu adam çok daha olgundu ve etrafa yoğun bir cinsel çekim yayıyordu.

Aynı anda Duke'un yerde yattığını fark etti; elleri kolları bağlanmış, ağzı tıkanmış bir hâlde çırpınıyordu.

Aria'nın gözleri şaşkınlıkla irileşti; burada neler dönüyordu?

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm