İçi boş

Hayatla ölümün, nefesle boğulmanın, hareketle felcin arasında bir eşikte var oluyordum. Bedenim alışkanlıkla devam ediyordu: nefes al, nefes ver, ayağa kalk, otur. Ama yaşamak… yaşamak bambaşka bir şeydi. Ben onu yapmıyordum. Aslında hiç yapmıyordum.

Sanki içimdeki en iyi parçalar—kalbim, eminliğim...

Giriş yapın ve okumaya devam edin