Bölüm 5 Seni Yeniden Rahatsız Etmek

CEO'nun ofisinde Brielle hüngür hüngür ağlıyor, son derece acınası bir halde görünüyordu. "Bay Whitmore, biliyorum Bayan Rothwell benden hoşlanmıyor ve inanın bu hiç sorun değil. O mutlu olduğu sürece ona uyum sağlamaya hazırım. Ama Bayan Rothwell böyle davranmaya devam ederse ben işimi nasıl yapacağım?"

Burnunu çekerek uzun ve acıklı bir hikâye anlattı; Serena'nın sözde anlayışsızlığını, kendi nezaketini ve yüce gönüllülüğünü ön plana çıkarmak için kullanıyordu.

Fakat Chase'in aklına takılan tek bir şey vardı: Serena geri dönmüştü. Biliyordu işte; ne şirketi ne de onu bırakıp gitmeye dayanabilmişti. Söylediği sözler ne kadar ağır olursa olsun, yaptığı şey tipik bir kadın kaprisinden ibaretti. İçten içe ondan ayrılmaya kıyamıyordu.

Gelip özür dilediği takdirde onu affedecekti.

Kararını vermiş bir halde Brielle'e dönüp, "Haklı olduğu bir nokta var," dedi. "Her projenin ilerlemesi gerekiyor, herkesin işini gücünü bırakmasını bekleyemeyiz. Personel görevlendirmesi yapman gerektiğinde zamanlamayı mantıklı bir şekilde ayarla yeter."

Brielle'in ağlaması dindi. Kısık bir sesle, "Peki, Bay Whitmore, anladım," dedi.

Bu son sözleri, incinmiş bir kabullenişle doluydu. Alt dudağını sertçe ısırdı; kızarmış, yaşlı gözleriyle erkeklerin içini eritecek türden bir bakış attı.

Chase'in kalbi yumuşadı. Eliyle ona gelmesini işaret etti. "Buraya gel."

Brielle masanın etrafından dolaşıp itaatkâr adımlarla ona yaklaştı. Chase uzanıp onu kucağına çekti, ardından çekmecesinden zarifçe paketlenmiş dikdörtgen bir hediye kutusu çıkardı.

"Bu senin için. Üzülme artık."

Brielle kutuyu merakla açtığında, güneş ışığında pırıl pırıl parlayan, göz alıcı bir pırlanta kolyeyle karşılaştı. Gözleri parladı; kollarını hemen Chase'in boynuna dolayıp onu tutkuyla öptü.

"Çok teşekkür ederim, Bay Whitmore!"

Beş dakika sonra, Chasey Group'taki neredeyse tüm çalışanlar Brielle'in sosyal medya paylaşımını görmüştü.

O sırada ofisinde belge çıkartan Serena da doğal olarak bu paylaşımı gördü. Fotoğrafın altında şu not vardı: [Büyük patron, kızların güçlü olması ve incindiklerinde ağlamaması gerektiğini söylüyor. Ben de emirlere uyuyorum, patronum!]

Yazının altında, Brielle'in boynunda o pırlanta kolyeyle çekilmiş bir fotoğrafı vardı.

Serena kolyeyi anında tanıdı; bu kolye iki ay önce bizzat kendi verdiği detaylara göre bir tasarımcıya özel olarak yaptırılmıştı. Kendi tasarımıydı.

Chase hediye konusunda kesinlikle çok cömertti. Küçük metresinin gerçekten de üzerine titriyordu.

Serena soğuk bir şekilde güldü, güzel gözleri buz gibi bakıyordu. Bir süre sonra göğsüne çöken o ağır sızıyı bastırdı ve sözleşmeleri alarak Chase'in ofisine doğru yola koyuldu.

Yol boyunca üzerine çevrilen acıma dolu bakışları fark ediyordu. Asansörden indiğinde, CEO'nun kapısında bekleyen Tom hemen yanına geldi.

"Bayan Rothwell, Bay Whitmore'u görmek için mi geldiniz?"

"Evet." Serena soğukkanlı bir şekilde cevap verip onu geçerek ofise doğru ilerledi.

Tom telaşla önüne geçerek yolunu kesti. "Bayan Rothwell, Bay Whitmore şu an meşgul. Lütfen önce haber vermeme izin verin."

O daha sözünü bitiremeden, ofisin içinden şehvetli inleme sesleri duyuldu.

Serena'nın dudaklarında soğuk bir tebessüm belirdi. "Gerçekten de... epey meşgulmüş."

Bunu ofisin tam ortasında mı yapıyorlardı? Tom ne düşüneceğini bilemedi ve Serena'ya biraz acıdı. "Bayan Rothwell, belki daha sonra gelirsiniz?"

Böyle bir anda içeri girmek herkes için utanç verici olurdu.

Serena gözlerini yere indirerek başını salladı. "Tom, pantolonunun arkası yırtılmış."

"Gerçekten mi?" diye paniğe kapıldı Tom, ona tamamen inanarak. Elleriyle arkasını kapatıp aceleyle kendi ofisine koştu.

Serena, Chase'in ofisine doğru yürüdü. İçeri dalmak yerine kibarca kapıyı çaldı; içeriden telaşlı bir toparlanma sesi geldi.

Serena soğuk bir şekilde gülümsedi ve kapıyı itip içeri girdi.

Chase masasında oturuyor, Brielle ise hemen yanında duruyordu. İkisi de sanki hiçbir şey olmamış gibi giyinik ve derli topluydu. Ancak Brielle'in kızarmış yüzü ve odadaki o tuhaf hava onları ele veriyordu.

Serena'nın buz gibi bakışları ikisinin üzerinde gezindikten sonra Brielle'in boynunda durdu. "Güzel kolyeymiş."

Brielle utangaç bir şekilde gülümsedi. "Bunu bana Bay Whitmore—"

Onun geri dönüşü olmayan bir şey söylemesinden endişelenen Chase, hızla sözünü kesti. "Senin ne işin var burada?"

Serena ona soğuk soğuk baktı. "Yine mi yanlış zamanda geldim? İkinizi böldüm mü yoksa?"

Chase'in yüzü asıldı. "Saçmalama. Burası benim ofisim, burada çalışmaktan başka ne yapabilirim ki?"

Serena birden güldü. "Genç hanımlara mücevher hediye ediyor olabilirsin mesela."

Chase bir an ne diyeceğini bilemedi. "Şirkete ne zamandır uğradığın yok, sonra birden gelip insanları aşağılıyorsun. Senin arkandan ortalığı toparlamak bana düşmüyor mu sanki?"

Suçu bir kez daha Serena'ya atmıştı.

Serena tek kaşını kaldırdı; gülümsüyordu ama gözleri gülmüyordu. "Chase, ben pazarlama direktörü ve şirket başkan yardımcısıyım. Bir çalışanı disipline etme yetkim yok mu? Hem ortalığı yatıştırmak için milyon dolarlık bir kolyeye mi ihtiyacın var? Chasey Group'un çoktan iflas etmiş olması gerekmez miydi?"

Chase buna verecek cevap bulamadı.

Brielle akıllılık edip kolyeyi çıkardı ve avuçlarının içinde tutarak Serena'ya yaklaştı. "Bayan Rothwell, lütfen kızmayın. Bay Whitmore bunu bana hediye ettiğini söylemedi, bu aslında sizin içindi. Sizi mutlu etmek istediğinden, nasıl durduğuna bakmak için sadece benim üzerimde denedi. Lütfen Bay Whitmore'a öfkelenmeyin. Kolyeyi size geri veriyorum."

Bu küçük konuşmanın ardından Brielle büyük bir haksızlığa uğramış gibi görünürken, Chase'in biraz canı sıkılmıştı. Daha önce verdiği bir şeyi hiç geri almak zorunda kalmamıştı. Brielle'in bu hareketi durumu kurtarmasını sağlamış ama aynı zamanda içindeki koruma içgüdüsünü de harekete geçirmişti.

Serena'ya hoşnutsuz bir bakış attı. "Şimdi tatmin oldun mu?"

Serena gülümsedi. "Neden sinirleniyorsunuz Bay Whitmore? Hediye etmek istiyorsanız edin ama 'çalışanları disipline etmeyi' bahane etmeyin, yoksa gerçekten iflas edeceğimizden endişe etmeye başlayacağım."

Kolyeyi Brielle'den almadı. Bunun yerine, masanın üzerine iki dosya bıraktı. "Bu iki sözleşme acil. Bay Whitmore'un imzalaması için getirdim; ikinizi bölmek gibi bir niyetim yoktu."

Ona bir kalem uzattı. "Bay Whitmore, lütfen imzalayın."

Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm