Bölüm 260 Damien

Ormanın binaların son sırasını da geçip bizi yeniden bütünüyle yuttuğu an, içimde bir şey yerine oturuyor—ufacık bir şey—ama bu rahatlama değil.

Bu içgüdü.

Keskin.

Koruyucu.

Bende bile daha eskiymiş gibi duran, sahiplenici bir şey.

“Kuro,” diye sesleniyorum, alçak ama uzağa giden bir tonla.

Ağ...

Giriş yapın ve okumaya devam edin