Bölüm 4 Hanımefendi bekliyor
Caden’in bakış açısı
Ofisimde oturmuş evrak işleriyle uğraşırken, sürüyle ilgili bazı işleri de toparlıyordum ki Betam Kevan içeri girdi.
“Coban, işte kadro listesi ve yaklaşan savaşçı turnuvasının evrakları. Tarih iki hafta sonrasına kesinleşti. Parkurlar şimdiden kontrol ediliyor, denemeleri yapılıyor. En seçkin savaşçılarımız bunun üzerinde çalışıyor,” dedi ve dosyayı bana uzattı.
“Teşekkürler Kevan. Yarışmacılara ve hangi sürülerden olduklarına bakma fırsatın oldu mu?” diye sordum, listeyi incelerken.
“Pek değil. Şöyle bir göz gezdirdim. Bu yıl katılan savaşçı sayısı çok,” diye cevap verdi.
“İyi. Umarım bu yıl birkaç seçkin ve gerçekten değerli savaşçı çıkar. Geçen yıl tam bir hayal kırıklığıydı. Parkuru ekleyince zayıfları, layık olmayanları elemiş oluruz,” dedim, başımı sallayarak.
“Kesinlikle harika bir fikirdi. Dövüşte herkes bir şekilde hile yapabilir ama parkuru bitirmek için gerçek beceri gerekir. Son turlara sadece en güçlüler kalır,” dedi Kevan.
Evraklara bakarken, bu yıl kayıt olanların isimlerine ve rütbelerine göz gezdirirken katılımın gerçekten çok yüksek olduğunu fark ettim. Bazı isimler çok tuhaftı ve yanlarında bağlı oldukları sürü yazmıyordu.
Turnuvalar her yıl yapılırdı. Bu turnuvaların amaçlarından biri, kralın ordusu için seçkin savaşçılar bulmaktı. Uygun gördüklerimize kraliyet muhafızlarında görev teklif edilirdi. Bazıları kraliyet ordusuna alınırdı. Bazı savaşçılar, Alfalarsa kendileri ve sürülerinden ekipleri, tanınmak için; mevki, unvan ve itibar için yarışırdı. Burası Alfa ve Betaların neye sahip olduklarını gösterdikleri yerdi. Biz de bu verileri sürülerin gücünü sıralamak için kullanırdık.
Güçlü bir Alfa ve Beta genellikle daha güçlü bir sürü demektir. Mevcut sürülerin varisleri de tanınmak için yarışırdı. Ödül için de yarışırlardı. Dürüst olalım, çoğu muhtemelen sürüsü için o ödülü istiyordu.
Birincilik, sürüsüne ekipman ve iyileştirmeler için bir milyon dolar kazandırırdı. Üstelik kazanana büyük ödül olarak yüz bin dolar da verilirdi. Krallığın dört bir yanından sürüler bu etkinliğe gelirdi.
“Kevan, turnuvayla ilgili güncellemeleri bütün sürülere duyur. Bu yıl yapılan değişiklikleri de yaz. O e-postalar gün bitmeden gönderilsin. Hazırlanmaları için iki haftaları var. Sonra da değişiklikler yüzünden kimsenin sızlanmasını dinlemeyiz,” dedim, gözlerimi devire devire. Bu değişiklikleri sevmeyecek bir sürü insan olacağını şimdiden biliyordum.
“Coban, saygıyla söylüyorum ama onlar kâğıt kesiğine bile ağlar,” diye karşılık verdi Betam.
“Parkuru denedin mi?” diye sordum, konuyu biraz değiştirerek.
“Parkurdaki yenilikler daha yeni uygulandı. Evrakları bıraktıktan sonra gidip bakacaktım,” dedi.
“Hadi gidip bir bakalım, ne dersin.”
Parkura yapılan yükseltmelere bakmak için ofisten çıkarken, oturma salonundan bir gürültü koptuğunu duyduk.
Caden’in bakış açısı
Evet, ben bir likan kralıyım. Daha doğrusu iki kraldan biriyim; ikiz kardeşim Coban’la birlikte. Kardeşimle ben, on altı yaşımızda Dark Howlers Sürüsü’nün ve Krallığın yönetimini devraldık.
Babam ve annem, önceki kral ve kraliçe, zehirlendi ve uykularında öldü. Geriye, liderliği üstlenmek zorunda kalan ben ve kardeşim kaldık.
Evet, alfa varisleri ve kraliyet olarak bunun için eğitilmiştik. Eğitime sokulduk, savaş eğitiminden geçtik ve on sekizimizde devralmamız gerekiyordu.
Ama reşit sayılmadığımız için birçok sürü bize meydan okudu, isyan etti. Bazı sürüler hâlâ bugün bile başımıza dert açıyor.
Genç yaşta yönetimi almak zorunda kalınca, kardeşimle üzerimize bir sürü sorumluluk yıkıldı. İstediğimizden daha hızlı büyüdük. Coban yönetmek için doğmuş. Liderlik onun kanında var. Ben mi? Ben eğlenmeyi severim. Evet, krallığı yönetmesine yardım ediyorum ama benim eğlencem de var.
İki hafta sonra kardeşimle yirmi beş olacağız. Bu yüzden yaşlılar tepemizde, “Bir varis istiyoruz,” diye baskı yapıyor. Evet, anlıyorum. Bir varis gerekli; çünkü başımıza bir şey gelirse krallık herhangi birinin eline bırakılamaz. Eşimizi bulmak için her yere baktık. Ben yirmi birime kadar onu bekledim. Sonra da “Bulana kadar eğlenirim,” dedim. Coban ise tam tersine, kader eşimiz için kendini saklıyor.
Yaşlılar on tane genç kadını seçip kaleye yerleştirdi. Onlara “bekleyen hanımlar” diyorlar. Coban onlara fahişe diyor. Bana göre sadece bir rahatlama yolu. Evet, onlarla takılıyorum. Ama kardeşimle aynı fikirdeyim. Seçilmiş bir eş almayacağız. Birlikte karar verdik: Luna Kraliçemiz sadece kader eşimiz olacak.
