Bölüm 6 Haydut saldırısı
Coban’ın Bakış Açısı
Krallığa yapılan başıboş saldırıları yıllar içinde iyice arttı. Eskiden yılda birkaç tane olurdu, şimdi her yıl en az iki katına çıkıyor, belki daha bile fazla.
Anne babamız öldükten sonra Caden’la birlikte tahta geçtiğimizden beri, başıboş kurtlar sürekli saldırıp bizi devirmeye çalışıyor. Müttefik olmayan bazı sürüler bile bu saldırıların birçoğuna katıldı.
Bu yüzden ihtiyarlar araya girmeye çalışıyor. Varisimız olmadığı için, bizi kim devirip yenerse krallığı o alacak.
Kader eşimizin bir yerlerde olduğunu bile bile seçilmiş bir eş almaya hâlâ yanaşamıyoruz. Umarım onu yakında buluruz.
Caden ve ben biliyoruz ki ikiz olduğumuz için ikimizin de sadece bir tek eşimiz olacak, yani eşimizi paylaşmak zorundayız. Biz buna razıyız. Umarım o da razı olur.
“Coban,” diye bağlanıyorum zihinsel bağdan, kapıdan dışarı koşarken. Kapıdan çıkar çıkmaz lycan formuma, Conan’a dönüşüyorum. Bir alfa Lycan kral olarak lycan formum normal bir alfa kurdun çok üstünde. Normal bir alfa kurdun iki katı boyuttayız. Conan simsiyah bir lycan.
“Caden, ben güney sınırına gidiyorum, sen neredesin?” diye soruyorum bağdan. “Drake’le birlikte buradayız. Kahretsin kardeşim, çok sert vuruyorlar,” diye karşılık veriyor.
Lycan formumla güney sınırına vardığımızda etrafa bakıyoruz. Her yerde ceset var. “Caden, en az bir ya da iki tanesini canlı yakalamaya çalış. Cevaplara ihtiyacımız var,” diyorum bağdan.
“Söylemesi kolay, şu dangalaklar direkt öldürmeye oynuyor,” diye cevap veriyor kardeşim.
“Coban, kurtboğan kokusu alıyorum,” diyor Conan bana. “Sağ ol dostum.” Savaşçılarımın olduğu bağlantıyı açıyorum. “Herkes dinlesin. Conan kurtboğan kokusu aldı. Demek ki başka maddeler de kullanıyor olabilirler,” diye herkese sesleniyorum bağdan.
“Salaklar, kurtboğanın lycan’a etki etmediğini bilmiyorlar mı?” diyor kardeşim, bağdan kahkaha atarak.
“Caden, yine de bizi zayıflatır. Gümüş de kullanmalarını bekliyorum,” diyorum ona.
“Anladım. Herkes dikkatle dinlesin. Gümüş de işin içinde olabilir, aşırı dikkatli savaşın,” diye savaşçılarımızı uyarıyor kardeşim.
Savaşa dalmak üzereyken üç tane çok iri kurt tarafından sıkıştırılıyoruz. “Coban, bunlar rütbeli kurt olmalı. Boyutları fazla büyük,” diyor Conan. “Katılıyorum. En az birini canlı yakalamaya çalış.”
Conan ilk kurda saldırıyor, çok iri, kapkara değil ama koyu kahverengi bir kurt. Conan hamle yapıp pençelerini boynundan yukarı doğru savuruyor, yüzünü de yararak başını resmen gövdesinden koparıyor. Biz ilk kurtla dövüşürken ikinci kurt arkadan yaklaşıp arka bacağımızı ısırıyor.
Conan geri dönüyor, iri gri kurdu bacağından tekmeleyip savuruyor, sonra göğsüne pençelerini geçirip kalbini göğsünden söküyor. Kalbi pençelerimizin arasındayken üçüncü kurt arkadan üzerimize çullanıyor, havaya sıçrayıp çenesini Conan’ın boynuna geçirmek için hedef alıyor.
Başıboş kurt tam boynumuza kenetlenmek üzereyken Drake havaya atılıyor, başıboşun arka bacaklarını yakalayıp onu yere çarpıyor. Sonra da onu yere mıhlıyor.
“Gümüş zincirleri getirin, hemen işaretleyin,” diyor bağdan.
“Lanet olsun, sağ ol kardeşim,” diyorum ona.
“Ben olmasam yaşayamazsın kardeşim. Kabul et, bana muhtaçsın,” diyor. İkimiz de gülmeye başlıyoruz, insan formumuza dönerken.
Savaş birkaç dakika daha sürüyor, sonra kalanların ya hepsini öldürüyoruz ya da zincire vuruyoruz.
“Lanet olsun. Bu da neyin nesiydi böyle? Bu saldırının arkasında kim olabilir, bir fikrin var mı?” diye soruyorum Mark’a, yanımıza yürürken.
“Hepsi birden daldı. Kim kimdi tam emin değilim, ama çoğunun üzerinde bir işaret vardı. Göğüslerinin üst kısmında bir dövme,” diye açıklıyor.
“Dövme neydi? Hepsinde var mıydı?” diye soruyor kardeşim Mark’a.
“Kaçında vardı tam bilmiyorum. Ama fark ettiğim kadarıyla bir hayli kişide vardı. Hepsinde yoktu. Bazıları çoktan dönüşmüştü, o yüzden göremedim. Dövme hilal şeklinde bir aydı,” diyor, başını sallayarak.
“Bu, başıboş kralın işareti. Tüm savaşçılarının üzerine aynı damgayı basarlar,” diyor Conan bana.
“Kaç tanesini canlı aldık?” diye soruyorum.
“Üç kişiyi canlı yakaladık,” diye cevap veriyor Mark.
“Onları zindanlara götürün. Hemen gümüş zincirlere vurun. Az sonra orada olacağız,” diyorum ve saraya dönmek için arkamı dönüp yürümeye başlıyorum.
