Bölüm 6 Michael"ı İstemediğimden Değil
Olivia eşyalarını hızla toplayıp arkasına bile bakmadan oradan ayrıldı.
Ofisin içinden geçerken çalışanlar onu dikkatle izliyordu.
Ancak yüzünde ne bir hayal kırıklığı ne de bir üzüntü belirtisi vardı; ifadesi alışılmadık derecede sakindi.
Bu da bir nevi kurtuluş değil miydi zaten?
Zaten bu işi hiçbir zaman sevmemişti.
Michael uğruna, çok başarılı olduğu kendi işinden vazgeçecek kadar aptallık ettiği için kendine kızıyordu.
Asansörden çıkarken adımlarını hızlandırdı ama tam o sırada Chase ile çarpıştı.
Olivia'nın kucağındaki bir yığın eşyayı gören Chase hemen saydırmaya başladı: "Bakın hele, kapı dışarı edilmiş bir fino köpeği gibi süklüm püklüm duran da kimmiş? Ah, senmişsin... Olivia! Kapının önüne konmak nasıl bir his? Pek hoş değil, değil mi? Sana çok önceden bu pozisyonun sana göre olmadığını söylemiştim. Ne araştırma laboratuvarının yöneticiliği ne de Johnson ailesinin bir ferdi olmak... Bunların hiçbiri hiçbir zaman sana göre değildi. Artık Sophia döndüğüne göre gerçeklerle yüzleşmenin vakti geldi."
Olivia, Chase'e buz gibi bakışlarla karşılık verdi.
Bir zamanlar Michael'ı sevmiş, Chase'e iyi davranmış, hatta kendisini sevmeleri umuduyla Johnson ailesinin gözüne girmeye bile çalışmıştı.
Ancak ne yaparsa yapsın, Chase'in ona karşı olan acımasız tavrı hiç değişmemişti.
O zamanlar bunun nedenini bir türlü anlayamamıştı ama şimdi, Sophia'dan bahsederken gözlerinde beliren o gizlenemez tutkuyu görünce her şeyi bir anda anladı.
Olivia alaycı bir şekilde gülerek karşılık verdi: "Şimdi taşlar yerine oturdu. Eskiden senin evcilleştirilemez bir kurt olduğunu düşünürdüm ama şimdi anlıyorum ki sen sadece istediğini elde edemeyen bir fino köpeğinden ibaretmişsin."
Chase, Olivia'dan böyle bir hakaret duymayı hiç beklemiyordu.
Eskiden Olivia hissiz bir taş gibiydi; onun alaylarına ve hakaretlerine tek kelime etmeden katlanırdı.
Ama şimdi, ona fino köpeği deme cüretini mi gösteriyordu?
"Olivia, belanı mı arıyorsun sen?" Chase'in yüzü asılmış, bakışları buz kesmişti.
"Ne o? Yarana mı bastım yoksa?" Olivia ona bakarken gözlerinde kasten takındığı alaycı bir pırıltı vardı.
Chase öfkeden deliye dönmüştü, bağırarak karşılık verdi: "Bunu bana söyleme cüretini nereden buluyorsun? Abim sarhoşken onun zaafından faydalanıp aramıza sızdın... Ne kadar yüzsüz birisin sen? Abimin bunca yıldır seni sevmemesine ve şimdi Sophia'ya yer açmak için can atmasına şaşmamalı. Senin o aşağılık oyunlarının iç yüzünü çoktan görmüş olmalı."
Dört yıl önceki o olayın açılması Olivia'nın canını hâlâ yakıyordu.
O zamanlar, o beklenmedik olayın yaşandığı gece Michael'ın sarhoş olmasına rağmen ne yaptığının farkında olduğuna inanmıştı hep.
Yoksa... başından beri durumu kendisinin tezgahladığını mı düşünmüştü?
Neyse ne, artık hiçbirinin bir önemi yoktu. Zaten boşanmaya karar vermişti, bundan sonra neyi umursayacaktı ki?
Sözlerinin Olivia'yı derinden yaraladığını sanan Chase, zafer kazanmış bir edayla onun zayıf noktasına vurmaya devam etti: "Bekle ve gör, Olivia. Şu an sadece şirketten defolup gidiyorsun ama çok yakında Johnson ailesinden de kapı dışarı edileceksin!"
Ancak hiç beklemediği bir şekilde, Olivia'nın yüzündeki kayıtsız ifade bozulmadı; dudaklarının kenarına alaycı bir tebessüm yerleşti. "Beni iyi dinle, Chase. Johnson ailesinden ayrılıp ayrılmayacağıma sen değil, ben karar veririm. Ve bilmeni isterim ki, artık Michael'ı istemeyen kişi benim."
"Benimle uğraşarak vaktini boşa harcayacağına, neden kendini geliştirmeye odaklanmıyorsun? Arkandan kaç kişinin sana işe yaramaz bir mirasyedi dediğinden haberin bile yok."
Ardından Olivia, Chase'in cevap vermesini beklemedi ve arkasına bile bakmadan hafif adımlarla oradan uzaklaştı.
Arkada kalan Chase ise öfkeden köpürüyor, sinirden adeta yerinde zıplıyordu!
Şirketten döndükten sonra Olivia, Bianca ile vakit geçirmeye odaklandı.
Bianca oyun odasında, Olivia'nın birkaç gün önce aldığı LEGO setini dikkatle birleştirmeye çalışıyordu.
Dadıları Yara da hemen yakınlarında onu izliyordu.
Ancak oyuncak epey karmaşıktı ve Bianca sık sık takılıyor, küçük yüzünde hayal kırıklığı okunuyordu.
"Üzülme Bianca, ben sana yardım ederim!"
Bianca'nın yanındayken Olivia'nın gözlerinin içi her zaman sevgiyle gülüyordu.
Ona sabırla ne yapması gerektiğini gösterdi ve anne kız oyuncağı yavaş yavaş, parça parça birleştirdiler.
Johnson Group'ta ise Olivia'nın ayrılmasının ardından işleri Sophia devralmıştı.
Olivia gittikten sonra büyük bir etki yaratmayı ve herkesin ona farklı bir gözle bakmasını sağlamayı planlamıştı.
Ancak işe koyulduğunda, eksik yapılan devir teslim yüzünden verilerin çoğuna tam olarak hakim olamadığını fark etti.
Bilgisayardaki bazı erişim izinleri de engellenmişti.
Sophia'nın yüz ifadesi hafifçe değişti; Olivia'nın çıkmadan önce söylemeye çalıştığı ama kendisinin lafını kestiği o an aklına gelmişti.
Suratı asıldı.
Bunun kendi hatası olduğunu kabul edemezdi.
Birkaç saniye düşündükten sonra toparlanan Sophia, asansöre binip en üst kattaki CEO odasına çıktı.
Oraya vardığında, asistan interkomdan onun geldiğini haber verdi.
Michael anında cevap verdi: "İçeri al."
Sophia içeri girdi ve yumuşak bir ses tonuyla, "Michael," diye seslendi.
Michael okuduğu dosyayı elinden bıraktı, yüzündeki ifade yumuşamıştı. "Sen neden geldin?" diye sordu. "Devir teslim işleriyle ilgilenmen gerekmiyor muydu? Nasıl gidiyor?"
"Devir teslim bitti ama..." Sophia gözlerini kaçırdı; ses tonu çekingendi, sanki konuşup konuşmamak arasında kararsız kalmış gibiydi.
Michael hafifçe kaşlarını çatarak, "Ama ne? Olivia sana zorluk mu çıkardı?" diye sordu.
Sophia dudağını ısırıp başını iki yana salladı. "Hayır, bana zorluk çıkarmadı... ama sanırım morali bozuktu, bu da devir teslimde bazı eksikliklere yol açtı... Şu an birçok yetkiye erişemiyorum ve işime tam anlamıyla başlayamıyorum!"
Michael'ın gözleri karardı, bakışları buz gibi olmuştu.
Ayağa kalkıp Sophia'ya kısık bir sesle, "Hâlâ şirkette mi?" diye sordu.
Sophia, "Hayır, çoktan çıktı," diye yanıtladı.
Hemen anlayışlı bir tavır takınarak ekledi: "Michael, lütfen ona kızma. Bence Olivia bunu bilerek yapmadı. Yeterince dikkatli davranıp durumu zamanında fark edemediğim için asıl suç bende. Baştan daha dikkatli olsaydım bunlar yaşanmazdı..."
Hoşnutsuz bir ifadeyle sözünü kesti Michael: "Onun için bahaneler üretme. Bu senin hatan değil. Olivia bunu kasten yaptı. Sophia, bu işi ben halledeceğim. Sen şimdi işinin başına dön ve benden haber bekle."
Bunu söyledikten sonra Michael ceketini kaptığı gibi ofisten çıktı.
Sophia onun arkasından bakarken, dudaklarının kenarına memnun bir gülümseme yerleşmişti.
