Bölüm 1 Evlat Edinen Ebeveynler Tarafından Kovuldu

Carter Şirketler Grubu.

Audrey Carter—hayır, artık Audrey Collins demek gerek—elinde bir karton kutuyla müdür odasından çıktı. Koridordaki çalışanlar ona dönüp dönüp baktı.

Asansör kapıları açıldı. İçeriden üvey babası Caleb Carter, üvey annesi Claire Carter ve öz kızları Emily Carter çıktı.

“Audie.” Caleb durdu, gözleri Audrey’nin elindeki kutuya takıldı. “Devir teslim bitti mi?”

Audrey ona sakin sakin baktı, yüzünde en ufak bir ifade yoktu. “Tasarım departmanının proje takvimi e-postanıza gönderildi. Müşteri dosyalarının da hepsi…”

“Abla.” Emily yumuşakça araya girdi, sıcak bir gülümsemeyle yanına yaklaştı. “Ben bunlara yavaş yavaş alışırım. Merak etme, tasarım direktörü olarak elimden gelenin en iyisini yapacağım. Annemle babamı hayal kırıklığına uğratmayacağım.”

Audrey ona baktı. Bugün üzerinde bir Chanel takım vardı, uzun saçları özenle yapılmıştı; tam bir kariyer kadını gibi duruyordu.

Ama kim tahmin ederdi ki daha bir ay önce, Carter ailesine ilk getirildiğinde CAD’i doğru düzgün açmayı bile bilmeyen bir yabancıydı?

Şimdi hem Audrey’nin koltuğunu almıştı hem de tasarım direktörlüğünü yürütebileceğini iddia ediyordu. Yüzsüzlüğün böylesi.

“Doğru, Emily çok zeki, her şeyi çabucak öğreniyor.” Claire de lafa karıştı. Sevgi dolu gözlerle Emily’nin elini okşadı ama Audrey’ye bakınca yüzü anında iğrenmeye döndü. “Senin gibi değil, Audie.”

Sesi alay akıtıyordu. “Duydum ki öz baban engelliymiş, annen çalışmıyormuş, üç ağabeyin de evli değilmiş, bir de küçük kardeşinde doğuştan kalp rahatsızlığı varmış; her ay dünya kadar masraf çıkıyormuş.”

“Anne! Lütfen artık!” Emily acı çekiyormuş gibi bir ifadeyle Claire’i durdurdu.

Sonra Audrey’ye döndü, gözleri sözde şefkatle doluydu. “Audrey, annemle babamla konuştum. Şirket kuralına göre ayrılan personele sadece o ayın maaşı veriliyor ama biz sana üç aylık maaş daha vermek istiyoruz, bir…”

Durdu, sanki Audrey için çok endişeleniyormuş gibi yaptı. “Benden ve annemle babamdan bir jest. Bir de Ryan’la olan nişanın telafisi. Sonuçta abla, senin aile durumun özel; paraya ihtiyacın olan çok şey var.”

Ryan Williams’ın adını bilerek ağzına aldı. Williams ailesiyle Carter ailesi arasında iş amaçlı bir evlilik anlaşması vardı; aslında bu yıl Audrey ile Ryan evlenecekti ama Emily bulununca nişan doğal olarak ona geçti.

Geçen hafta Kolomb Günü tatili hafta sonu için düğün davetiyeleri şirketin dört bir yanına çoktan dağıtılmıştı.

Emily sözünü bitirince, etraftaki çalışanların fısıldaşması yükseldi.

“Audrey’nin öz ailesi gerçekten bu kadar mı zor durumda? Bundan sonra hayatı çok sıkıntılı olacak.”

“Ben olsam Bay Carter’a yalvarırdım. Belki Carter ailesinde kalmama izin verirdi.”

“Evet ya, Emily de çok iyi biri. Kesin kin tutmaz.”

Audrey duymamış gibi davrandı. Yüzü daha da soğudu. “Gerek yok. Sözleşmeye göre hesaplaşalım. Benim olan bir kuruş eksik olmaz. Benim olmayan bir kuruş da almam.”

Claire bunu duyunca alayla güldü. “Şimdi mi ağırdan satıyorsun? Yirmi yıldır Carter ailesinde bizim yemeğimizi yedin, bizim kıyafetlerimizi giydin. O zaman sana ait olmayanı neden reddetmedin?”

Kızının yerini işgal edip yıllarca rahat yaşadığını düşününce Claire’in içi nefretle yanıyordu.

“Bayan Carter,” Audrey başını kaldırdı, sesi alayla doluydu, “bu yıllar boyunca Carter Şirketler Grubu’na kazandırdığım değer, bana harcadığınız paranın kat kat üstünde. Finans departmanına hesabını çıkarttırmamı ister misiniz?”

Caleb’in yüzü karardı, bağırdı: “Audie, annene böyle konuşmaya nasıl cüret edersin?”

Emily hemen ortamı yumuşatmaya çalıştı. “Anne, baba, Audrey’yi suçlamayın. O sadece her şeyi bir anda kabullenemiyor.”

Konuşurken çantasından zarifçe paketlenmiş bir hediye kutusu çıkardı. “Audrey, bu sana hazırladığım bir veda hediyesi. Pek bir değeri yok ama içten bir düşünce.”

Audrey’nin elindeki karton kutuyu almak için uzandı. Audrey geri çekilmeye çalıştı ama artık çok geçti.

Kutu yere düştü; içinden birkaç evrak kayıp çıktı ve cilalı mermer zemine saçıldı.

“Bunlar... şirketin gelecek çeyrekteki ana ürünlerinin tasarım taslakları!” diye biri dehşetle nefesini tuttu.

Bu, Carter Şirketi’nin yılın kârını belirleyen en büyük sırrıydı.

Koridor bir anda sessizliğe gömüldü.

İlk tepkiyi Claire verdi; yüzü kül gibi oldu. “Audrey Collins! Şirketin tasarımlarını çalmaya nasıl cüret edersin?”

“Ben o değersiz kâğıt parçalarını niye çalayım ki?” Audrey buz gibi gülümsedi.

Bu tasarımların hepsini satır satır kendi elleriyle çizmişti. Çocukluğundan beri fotoğrafik hafızası vardı; zihnindeki görüntüler bu kâğıtlardan çok daha nett i.

“Öyleyse kutundan nasıl çıktı?” Claire’in sesi gittikçe tizleşti. “Suçüstü yakalandın, hâlâ inkâr ediyorsun! Bunları para için rakiplere satacaktın, değil mi?”

“Audrey, seni gerçekten hafife almışım. Carter ailesi bunca yıl seni büyüttü, karşılığında aldığımız şeye bak—nankörün teki!”

Emily de ağzını kapadı, gözleri kızardı. “Audrey, paraya ihtiyacın varsa söyleyebilirdin. Neden bunu yaptın? Bunun babamın ve bütün şirketin emeği olduğunu bal gibi biliyorsun.”

Caleb’e döndü, sesi boğazında düğümlendi. “Baba, lütfen Audrey’yi suçlama. Herhalde çok çaresizdi, bir anlık şaşkınlık yaşadı. Ne olur polisi arama.”

“Emily! Sen fazla iyi niyetlisin! Madem bunu yapmaya cüret etti, sonuçlarına da katlanacak.” Claire, Audrey’ye nefretle bakıp dişlerini sıktı.

Bir bölüm müdürü dayanamayıp araya girdi. “Audrey Hanım, bu yaptığınız çok yanlış. Bayan Carter size hep kol kanat gerdi—nasıl böyle bir şey yaparsınız!”

“Evet, ben de böyle biri çıkacağını hiç düşünmezdim. Sürekli kendini beğenmiş gibi davranırdı, meğer şirket sırlarını çalıyormuş.”

Suçlamalar peş peşe geldi; herkes Audrey’yi yerden yere vuruyordu.

Audrey hiçbir şey söylemedi. Sadece eğilip kâğıtları tek tek toplamaya başladı.

Sessiz koridorda kâğıt yırtılma sesi fazlasıyla net duyuldu.

Parçalanmış tasarımlar, Audrey’nin ellerinden kar taneleri gibi süzülüp yere düştü.

“Audrey Collins, kafayı mı yedin sen?” diye çığlık attı Claire. “Onlar şirketin gelecek çeyrekteki ana tasarımları!”

“Çöp tasarımlar.” Audrey alayla, soğuk bir ifadeyle baktı. “Bu seviyedeki işi bedavaya verseniz bile istemem.”

Caleb’in yüzü kapkara kesildi; öfkesini bastırmaya çalışıyordu. “O tasarımların ne kadar ettiğini biliyor musun?”

Audrey ağır ağır gözlerini kaldırdı. “Sizce paha biçilemez, benim için beş para etmez.”

Emily’ye baktı. “Bu arada küçük bir hatırlatma: Carter Şirketi’nin son beş yıldaki ödüllü tasarımlarının tamamında patent sahibi olarak benim adım yazıyor. Sözleşmeye göre ayrıldıktan sonra bu patentlerin kullanım hakkını geri çekme hakkım var.”

Emily’nin beti benzi attı.

Audrey, yüzlerinin daha da çirkinleşmesini izlemekten keyif alarak tane tane konuştu: “Yarından itibaren Carter Şirketi bu patentleri kullanmaya devam ederse avukatım ihtar çekecek.”

Claire öfkeden titredi. “Nankör kız, nasıl cüret edersin! Carter ailesi bunca yıl seni büyüttü—sahip olduğun her şeyi sana onlar verdi.”

Elini iyice kaldırdı; Audrey’nin beyaz yanağına bir tokat indirecekti.

Audrey’nin gözleri buz kesti. Tam geri çekilecekken, kemikli bir el Claire’in bileğini sıkıca kavradı.

Arkalarından soğuk, derinden gelen bir erkek sesi ağır ağır yükseldi. “Bu kız senin kızın mı? Ona nankör diyorsun—önce bir bak bakalım sen buna layık mısın.”

Sonraki Bölüm