Yeniden Doğuş: Kaderle Bağlı

Yeniden Doğuş: Kaderle Bağlı

Lecia Wipere · Güncelleniyor · 312.5k Kelime

629
Popüler
23.3k
Görüntülenme
516
Eklendi
Paylaş:facebooktwitterpinterestwhatsappreddit

Giriş

İhanete uğrayarak öldüm, pişmanlık içinde boğulurken korktuğum, acımasız nişanlımın beni kurtarmaya çalışırken ölümüne atladığını gördüm.

Kader beni geri getirdi: Uyuşturulmuş düğün gecemizde onun kollarında yeniden doğdum. Bu benim ikinci şansım.

Bir zamanlar kaçtığım adam benim kaderim. Onun saplantılı sevgisi, benim en büyük silahım. Dünyanın korktuğu canavarı kucaklayacak ve onun kraliçesi olacağım. Birlikte, bizi mahveden hainleri yerle bir edeceğiz.

Ancak ani bağlılığım onu şüphelendiriyor. Kalbini kırdığım adama sevgimi nasıl kanıtlarım, onun en karanlık arzusu beni kendine sonsuza dek bağlamakken?

Bölüm 1

"Derek Spencer, etrafın sarıldı! Silahlarını yere at!"

Diana Windsor, dışarıdaki polis sirenlerini duyduğunda gözleri dolarak sağ gözünü zorla açtı.

Polis sonunda onu bulmuş muydu?

Kapıyı açmak için yataktan kalkmaya çalıştı ama derisi kanlı çarşaflara yapışmıştı. Yaptığı her hareket, vücudunda dayanılmaz bir acıya sebep oluyordu.

Derek ile "kaçalı" üç ay olmuştu. Ona aşık olduğunu söylemişti ama tek yaptığı onu bir mal gibi paketleyip açık artırmayla satmak ve üzerinden son bir kez kar etmek için buraya getirmek olmuştu.

Rahmini almışlar, dilini kesmişlerdi; o iğrenç sapıklar için organlar çok değerli ganimetlerdi. Müşterilerden biri onu döverek bir gözünü kör etmiş, iki bacağını da kırmış, hatta göğsünün yarısını kesip almıştı... Yine de bir şekilde hayatta kalmış, yaşama tutunmuş, bu kabustan kaçabilmek için bir fırsat beklemişti.

Vücudunda kalan son güç kırıntısını kullanarak yataktan aşağı yuvarlandı.

Sahil güvenliğin bitmek bilmeyen bağırışlarını duyarak kendini ileri doğru sürükledi. Bu onun ölümüne sebep olsa bile Derek'in suçlarını ortaya çıkaracaktı!

"Kahretsin! Lanet olsun!"

Derek'in panik dolu sesiyle kapı hızla açıldı. "Çabuk, şu sürtüğü denize atın! Yakalanmadan önce acele edin!"

Diana sol elini hızla uzatıp umutsuzca Derek'in pantolon paçasına tutundu. Gri kumaş anında kanlı bir el iziyle lekelendi.

Derek botuyla Diana'nın yüzüne şiddetli bir tekme attı. "Lanet sürtük! Sen olmasaydın beni nasıl bulacaklardı? Kahretsin, Nicholas Spencer tam bir psikopat!"

"Siz aptallar ne bekliyorsunuz? Kıçınızı kaldırın!" diye bağırdı.

Diana'nın parmakları tek tek kırılasıya kadar geriye doğru büküldü, ardından sürüklenerek götürüldü.

"Derek, bana bunu yapamazsın! Nicholas bunun yanına kalmasına izin vermeyecek!"

Umutsuzca çırpındı ama sözünü bitiremeden acımasızca dalgalı denize fırlatıldı.

Buz gibi su, şok etkisi yaratarak zihnini berraklaştırdı.

Gözyaşları tuzlu suya karışırken Diana'nın gözleri umutsuzlukla doldu. Kurtulamayacaktı. Son düşüncesi buydu.

Bulanıklaşan görüşünün arasından, yukarıdaki güvertede Nicholas'ın düşüşünü izlediğini ve ardından hiç tereddüt etmeden suya atladığını gördüğünü sandı.

Sonunda onu bulmuştu.

Onu kurtarmaya mı çalışıyordu?

En başından beri, onu gerçekten umursayan tek kişi oydu. Diana pişmanlık içinde kıvranıyordu, ona son bir kez daha sarılmayı o kadar çok isterdi ki... Ama artık çok geçti.

Deniz suyu akciğerlerine dolarak o ölümcül boğulma hissini getirdi. Diana içgüdüsel olarak kollarını çırptı.

Bir şeyi devirmiş gibiydi.

Diana nefes nefese kalarak gözlerini fal taşı gibi açtı.

"Diana, şu yüz kalıbı takılırken sabit durmazsan seni tanıyacaklar. Birazcık dişini sıkamaz mısın?"

Diana gözlerini açtığında, en yakın arkadaşı Mandy Johnson'ın bıkkın yüzüyle burun buruna geldi.

Mandy iç geçirdi. "İyi peki, senin el bebek gül bebek büyümüş bir sosyetik olduğunu biliyorum. Öyleyse doğrudan makyaja geçiyorum."

Mandy, Diana'nın yüzündeki silikonu söküp aldı ve yüzünü kat kat boyamaya başladı. Dakikalar sonra Diana aynadaki yansımasına bakakaldı; tam anlamıyla şoke olmuştu.

Üzerinde mor bir takım elbise ve yeşil bir gömlek vardı. Yüzü ölü gibi bembeyaz boyanmış, ağzına kan kırmızısı sırıtan bir ifade çizilmiş ve gözlerinin etrafına kalın, siyah halkalar yapılmıştı. Tıpkı Batman'deki Joker'e benziyordu.

Diana yanındaki Mandy'ye şöyle bir göz attı. Mandy, vücut hatlarını ortaya çıkaran dar, siyah bir kedi tulumu giymişti; kusursuz makyajı ve kedi kulaklarıyla harika görünüyordu. Onun yanında Diana çok daha gülünç duruyordu.

Gerçek, işte o an beyninde şimşek gibi çaktı: Yeniden doğmuştu. Üç yıl geçmişe, Nicholas ile kendi nişan partisine dönmüştü.

Anne ve babasını kısa süre önce bir trafik kazasında kaybetmişti. Cenaze merasiminde Nicholas, aileleri arasında yapılan evlilik sözleşmesine uymasını talep etmişti. Eğer kabul etmezse Windsor ailesine verdiği tüm ticari desteği çekeceğini ve büyükannesinin o masraflı tıbbi tedavilerini karşılamayacağını söyleyerek onu tehdit etmişti.

Windsor ailesi zaten iflasın eşiğindeydi, üstelik ebeveynlerinin ölümü durumu iyice içinden çıkılmaz bir hale getirmişti. Nicholas'ın bu dayatması ve yönetim kurulunun baskıları karşısında, Diana'nın boyun eğmekten başka çaresi kalmamıştı.

Aslında Nicholas'la evlenmeyi hiç istemiyordu. O, Derek'e aşıktı ve çoktan onunla kaçma planları yapmıştı.

Derek'in başından beri Mandy ile yatan, kendisini zerre kadar umursamayan ve sadece kullanan aşağılık bir pislik olduğunu nereden bilebilirdi ki?

Önceki hayatındaki o korkunç ölümü aklına gelince Diana yumruklarını sıktı; gözlerinde alev alev yanan nefreti gizleyemiyordu.

Arkadaşındaki bu tuhaf hali fark eden Mandy, hemen onu yatıştırmaya çalıştı. "Diana, endişelenme. Derek seni almaya hazır bekliyor. Bu kılıkla Nicholas seni hayatta tanımaz."

Diana, karşısında baştan çıkarıcı bir şekilde duran Mandy'ye bakarken içten içe alaycı bir şekilde gülümsedi.

Önceki hayatında, Diana nişanlanmaktan vazgeçmek istediğinde, Mandy ortaya bu "dahiyane" planla çıkmıştı: Nişanı kabul etmiş gibi görünecek, ardından partide bir kostüm gösterisi yapılmasını isteyecekti.

Plana göre Mandy kılık değiştirmesine yardım edecek, Diana da diğer göstericilerin arasına karışarak oradan sıvışacaktı.

Aslında Mandy'nin gizli amacı, Diana kaçtıktan sonra terk edilip kalbi kırılan Nicholas'ı teselli etmekti.

Fakat daha Diana otelden ayrılamadan Nicholas oynanan bu oyunu fark etmişti. Öfkeden gözü dönen adam ona tecavüz etmiş ve ardından onu üç yıl boyunca bir yere kapatıp esir hayatı yaşatmıştı.

O üç yıl boyunca Diana'nın görüştüğü sadece iki kişi vardı: Ara sıra villaya dertleşmeye gelen Mandy ve Mandy'nin bazen yanında getirdiği Derek.

Diana bu iki insanı âdeta ailesi gibi benimsemişti. Karanlık hayatındaki tek ışık onlardı.

Yoksa sonrasında nasıl böylesine fena kandırılabilirdi ki?

Derek ve Mandy'nin tek derdi paraydı; onu Nicholas'a karşı kullanmak istemişlerdi. Diana ise kendini onların ellerine teslim edecek kadar aptalca davranmış, denizin dibinde acımasızca boğularak can vermeden önce her gün işkence çekmişti...

Mandy yanında bir şeyler anlatıp dururken Diana ayağa kalktı. "Benim lavaboya gitmem lazım."

"Tamam ama çabuk ol."

Mandy ondaki bu tuhaflığı hiç fark etmedi ve bluzunun yakasını biraz daha aşağı çekiştirdi.

Diana soyunma odasından çıkıp hızla lavaboya doğru yürüdü. Bir plan yapması gerekiyordu. Hem Nicholas'ı kızdırmayacak hem de Derek ve diğerlerine değiştiğini belli etmeyecek bir yol bulmalıydı.

Şu an ailesinin şirketi hâlâ ayaktaydı ve büyükannesi yaşıyordu. Her şeyi düzeltmek için hâlâ vakti vardı.

Fakat lavabonun kapısını iterek açtığında içeriden bir kadın çığlığı koptu. Diana, o an üzerindeki erkek kılığıyla kadınlar tuvaletine girmemesi gerektiğini birden hatırladı.

Hemen özür dileyip yandaki erkekler tuvaletine daldı. Neyse ki içerisi boştu. Koşarak pencereye yaklaşıp aşağıya baktı. Üçüncü kat atlanamayacak kadar yüksek değildi ancak atlarsa sakatlanıp sakatlanmayacağından da emin olamıyordu.

Diana pencereden atlamakla kalabalığın arasına karışıp kaçmak arasında gidip gelirken, tuvalet kabinlerinin birinden boğuk nefes sesleri geldiğini duydu.

Gözleri kocaman açılmış bir hâlde o yöne baktı. Biri yere yığılmış gibi görünüyordu.

Kendi içinde yaşadığı birkaç saniyelik tereddüdün ardından kabinin kapısını iterek açtı.

Eğer içerideki sızmış bir sarhoşsa, adamın kıyafetlerini alıp kılık değiştirerek buradan kaçabilirdi.

Fakat yerde yatan kişinin kim olduğunu görünce dehşetten donakaldı.

Bu, Nicholas'tı!

Nicholas'ın yüzü kıpkırmızıydı. Boynundaki kravat gevşemiş, gömleğinin düğmeleri açılarak kaslı göğsünü ortaya çıkarmıştı. Nefes almakta zorlanıyordu ve oldukça acı çekiyor gibi bir hâli vardı.

Diana tam kaçmak için arkasını döndüğü anda güçlü bir el bileğini sertçe kavradı ve onu Nicholas'ın göğsüne doğru çekti.

Adamın tanıdık ve ateş gibi yanan nefesi boynuna çarpınca, Diana korkudan kaskatı kesildi.

Geçmiş hayatında esir tutulduğu o karanlık günler bir anda zihninde canlanmıştı. Vücudu durdurulamaz bir şekilde titriyordu.

Nicholas zorlukla doğruldu. Kolunu Diana'nın omzuna atarak otoriter bir sesle, "Beni odama götür," diye emretti. "302 numara."

Diana ancak o an kendine gelebildi. Şaşkınlıkla, "Sana... sana ilaç mı verdiler?" dedi.

Nicholas sadece boğuk bir sesle inledi. Diana onu kendinden uzaklaştırmaya çalıştı fakat Nicholas'ın bir metre doksan santimi bulan iri cüssesiyle başa çıkması onun için imkânsızdı.

Dışarıda ayak sesleri yankılandı. Diana dişlerini sıktı ve Nicholas'ın lavabodan çıkmasına yardım etti.

Köşeyi döner dönmez Mandy'nin sesini duydu. "Bay Nicholas Spencer'ın o suyu içtiğinden eminsin, değil mi?"

"Evet, Bayan Johnson. Her şey tam da emrettiğiniz gibi yapıldı." Garson kılıklı bir adam yaltaklanarak bir oda kartı uzattı. "Bay Spencer'ın odası 302 numara."

"Harika." Mandy ona bir zarf verdi ve odaya doğru yöneldi.

Diana'nın kafasında bazı şeyler yerine oturdu. Bütün gücünü kullanarak Nicholas'ı alt kata indirdi; bir yandan da yürürken araba anahtarını bulmak için onun ceplerini yokluyordu.

Nicholas sanki ona sarılıyormuş gibi ağırlığının yarısını ona vererek Diana'nın ceplerini karıştırmasına izin verdi. Ancak Diana bunu umursamayacak kadar amacına odaklanmıştı. Sonunda, geçmiş hayatına dair eksik parçalar birleşiyordu.

Nicholas'ın karanlık ve sağı solu belli olmayan bir kişiliği olmasına rağmen, daha önce ona hiç zorla sahip olmamıştı.

O zamanlar; anne babasının ölümü, büyükannesinin can çekişmesi, zorla nişanlandırılması ve ardından Nicholas'ın tecavüzüne uğraması yüzünden Diana ona karşı sadece nefret beslemişti.

Nicholas'ın ona neden saldırdığını hiç sorgulamamıştı.

Şimdi her şey mantıklı geliyordu.

Nicholas'a o ilacı Mandy vermişti!

Demek ki geçmiş hayatında otelden ayrıldığında Mandy'nin onu karşılamaya gelmemesinin nedeni buydu; o sırada Nicholas'ın odasında onu bekliyordu.

Arabanın kilit açılma sesi duyuldu. Diana, Nicholas'ı Cullinan marka aracının arka koltuğuna zar zor yerleştirdi, ardından kendisi sürücü koltuğuna geçti.

"Daha ehliyetin bile yok, araba mı kullanacaksın?" Nicholas'ın sesi arkadan geldi. Diana tam arkasına dönüyordu ki, tek bir kolla kaldırılarak Nicholas'ın kucağına çekildi.

"Sen—!" Diana aniden sözünü kesti.

Bu kılıkla Nicholas onu kesinlikle tanıyamazdı ama konuştuğu an işi biterdi.

O nasıl kaçacağını düşünürken, Nicholas oyuncu bir tavırla onun dudağını ısırdı.

Diana acıyla nefes aldı, ağzı aralandığında Nicholas'ın dili anında içeri daldı ve ona karşı koyma fırsatı vermedi.

Diana tamamen şoke olmuştu, kalbi neredeyse duracaktı.

Bu haldeyken bile Nicholas onu öpmeyi nasıl midesine sığdırabilmişti?

Onu gerçekten tanımış mıydı, yoksa ilacın etkisiyle sıcak bir bedene mi ihtiyacı vardı?

Diana yumruklarıyla Nicholas'ın göğsüne vurdu. Nicholas hafifçe kaşlarını çattı ve sonunda onu bıraktı. "Diana, sen neyin peşindesin?"

"Beni tanıdın mı?" Diana'nın sesi boğuktu, gözleri inanamayarak fal taşı gibi açılmıştı.

Nicholas onun dudağındaki ruju sildi ve soğuk bir şekilde sırıttı. "Kül olsan bile seni tanırım."

Diana'yı kollarında tuttu; sesi baştan çıkarıcı ama bir o kadar da savunmasızdı. "Tatlım, bana yardım et, olur mu?"

Son Bölümler

Beğenebilirsiniz 😍

Ona Bağımlı

Ona Bağımlı

207.7k Görüntülenme · Tamamlandı · Celine
Üç yıl boyunca Alexander'ın kalbini kazanmak için her şeyi denedim, ancak sonunda ölümcül kanser ve ilk aşkının eve döneceği haberini aldım.

Tıbbi teşhisimi sıkıca tutarak boşanma belgelerini imzaladım ve üç yıl boyunca inşa ettiğim hayatı bırakarak, her şeyi ona ve gerçek aşkına bıraktım.

Ama sonra beklenmedik bir şey oldu—Alexander soğuk maskesini düşürdü ve beni her yerde deli gibi aramaya başladı.

Beni sevdiği tek kişinin ben olduğunu iddia etti...
Üvey Kız Kardeşinin Sırrı Yüzünden Kocamdan Boşanıyorum

Üvey Kız Kardeşinin Sırrı Yüzünden Kocamdan Boşanıyorum

49.9k Görüntülenme · Tamamlandı · Iris Wilson
Blake bana doğru yaklaştıkça yatak gıcırdadı, dudakları boynuma doğru inerken. Heyecanla karşılık verdim, saf arzu dolu bir ses çıkardım.
Gözlerime bakmak için durdu. Daha fazlasını arzulayarak ona doğru eğildim.
Yaklaştı, dudakları neredeyse benimkine değecekken—
Telefonu yüksek sesle titredi. Claire'den bir mesaj: "Blakey, ne zaman geri geleceksin? Hastanede yalnızken biraz korkuyorum. Seni özledim."
Bir anda bana olan ilgisi kayboldu.
Hayal kırıklığıyla iç çektim. Claire, kocamın üvey kız kardeşi, yine aramıza giriyordu, son dört yıldır sürekli yaptığı gibi.
Gerçeği daha sonra öğrendim: Claire, yoğun cinsel aktivite nedeniyle patlayan korpus luteum yüzünden hastaneye kaldırılmıştı—kocam Blake ile.
Bu sefer, artık yeter dedim. BOŞANACAĞIM.
Sekreter, Benimle Yatmak İster misin?

Sekreter, Benimle Yatmak İster misin?

219.6k Görüntülenme · Tamamlandı · miribaustian
Güçlü bir CEO olan Alejandro için—zengin, yakışıklı, utanmaz bir çapkın ve her zaman istediğini almaya alışkın biri olarak—yeni sekreterinin onunla yatmayı reddetmesi tam bir şoktu. Oysa diğer tüm kadınlar ayaklarının dibine serilmişti.

Belki de bu yüzden hiçbiri iki haftadan fazla dayanmazdı. Onlardan çabuk sıkılırdı. Ama Valeria “hayır” dedi ve bu, onun daha da üstüne düşmesine yol açtı. İstediğini almak için farklı stratejiler uydurdu; diğer kadınlarla eğlenmekten de vazgeçmedi.

Farkına varmadan Valeria onun sağ kolu oldu. Alejandro her işte ona ihtiyaç duyar hale geldi; sanki onsuz nefes bile alamıyordu. Yine de onu sevdiğini, Valeria artık dayanamayınca çekip gidene kadar itiraf etmedi.
Patron, Karınızın Kimliği Ortaya Çıktı

Patron, Karınızın Kimliği Ortaya Çıktı

37.1k Görüntülenme · Tamamlandı · Mella
Victoria, Gonzalez ailesinin terk edilmiş kızıdır. Herkes ondan hoşlanmaz, ama kimse onun en iyi parfüm karıştırıcısı olduğunu ve toplumda büyük bir güce sahip olduğunu bilmez. İş ve siyaset dünyasının önde gelen isimleri onun izinden gider.

Alexander Garcia ise soğuk ve acımasız bir iş adamıdır. Güçlü rakiplerle karşılaşmıştır, ancak genç kız Victoria'nın bu işlerin arkasında olduğundan habersizdir.

Alexander, "Victoria, tüm maskelerini bizzat indirdim. Şimdi, kalbini kazanma zamanı," dedi.
Yeraltı Dünyasının Kralı

Yeraltı Dünyasının Kralı

34.1k Görüntülenme · Tamamlandı · RJ Kane
Hayatım boyunca bir garson olarak, sıradan bir insan olan ben, Sephie, müşterilerin buz gibi bakışlarına ve hakaretlerine katlanarak geçimimi sağlamaya çalıştım. Bunun sonsuza kadar kaderim olacağına inanıyordum.

Ancak, kaderin bir cilvesi olarak, yeraltı dünyasının kralı bir gün karşıma çıktı ve beni en güçlü mafya babasının oğlunun pençesinden kurtardı. Derin mavi gözlerini benimkilerle buluşturup yumuşak bir sesle konuştu: "Sephie... Persephone'nin kısaltması... Yeraltı Dünyasının Kraliçesi. Sonunda seni buldum." Sözleri karşısında şaşkına dönerek kekelemeye başladım, "A...affedersiniz? Bu ne anlama geliyor?"

Ama o sadece bana gülümsedi ve nazik parmaklarıyla saçlarımı yüzümden uzaklaştırdı: "Artık güvendesin."


Sephie, Yeraltı Dünyasının Kraliçesi Persephone'nin adını taşıyor ve hızla bu isimle nasıl kaderinin birleştiğini öğreniyor. Adrik, Yeraltı Dünyasının Kralı, şehrin tüm patronlarının patronu.

O, normal bir işte çalışan sıradan bir kızdı, ta ki bir gece Adrik kapıdan içeri girip hayatını aniden değiştirene kadar. Şimdi, kendini güçlü adamların yanlış tarafında buluyor, ama hepsinin en güçlüsünün koruması altında.
Lisenin Suikastçının Rehberi

Lisenin Suikastçının Rehberi

76.5k Görüntülenme · Tamamlandı · Abigail Hayes
Eskiden adım diktatörler tarafından korkuyla fısıldanırdı. Şimdi ise amigo kızlar tarafından alay konusu ediliyor.

Ben—ya da eskiden—Phantom'dım. Geçimimi öldürerek sağlıyordum ve işimde en iyisiydim. Ama emeklilik planım, hiç beklemediğim bir karanlık tarafından yarıda kesildi.

Kaderin garip bir mizah anlayışı var gibi görünüyor. Yeniden doğdum ve şimdi Raven Martinez adında, hayatı o kadar trajik olan bir lise kızının bedenindeyim ki, eski işim tatil gibi kalıyor.

Şimdi popülerlik testleri, ergenlik hormonları ve dünyayı yönettiklerini sanan zorbalardan oluşan bir hiyerarşiyle uğraşmak zorundayım.

Eski Raven'ı ölüme ittiler. Ama çok acı verici bir ders almak üzereler: Bir engereği köşeye sıkıştırmazsınız, yoksa ısırılmaya hazır olmanız gerekir.

Lise cehennemdir. Neyse ki ben şeytanım.
Kırık Luna'sını İyileştirmek KİTAP 2!

Kırık Luna'sını İyileştirmek KİTAP 2!

23.2k Görüntülenme · Tamamlandı · Jcsn 168
O sadece bir Alfa değil, O Alfa. Onların korktuğu, fısıldadığı, Haydut Kral dedikleri kişi. Her Kralın bir Kraliçesi olmalı ve Cassiopeia doğru zamanda doğru yerde bulunuyor. Kim olduklarını değiştiremezler - O Haydut Kral ve o, onun şimdiye kadar karşılaştığı hiçbir şeye benzemiyor.

LaRue ailesinde neredeyse bir yüzyıldır aktarılan altın kehanet gerçekleşmek üzere. Ay Tanrıçası bu sefer gerçekten kendini aşmış, karmaşık bir geçmiş bu beklenmedik eşleşmeyle çarpışıyor. Değişkenlerin kaderi ellerinde, dünyanın dört bir yanına dağıtılmış kehanetin parçalarını birleştirmeleri gerekiyor.

Uyarı: Bu seri 18 yaşından küçükler veya iyi bir tokat sevmeyenler için uygun değildir. Dünya çapında maceralara çıkacak, sizi güldürecek, aşık edecek ve muhtemelen ağzınızı sulandıracak.
Alfa Kralının İnsan Eşi

Alfa Kralının İnsan Eşi

1.5m Görüntülenme · Tamamlandı · HC Dolores
"Bir şeyi anlamalısın, küçük dostum," dedi Griffin ve yüzü yumuşadı.

"Dokuz yıldır seni bekliyorum. Bu, içimdeki bu boşluğu hissettiğim neredeyse on yıl demek. Bir yanım senin var olup olmadığını ya da çoktan ölüp ölmediğini merak etmeye başladı. Ve sonra seni buldum, tam da kendi evimde."

Ellerinden birini yanağıma dokundurup okşadı ve her yerde ürpertiler oluştu.

"Sensiz yeterince zaman geçirdim ve artık hiçbir şeyin bizi ayırmasına izin vermeyeceğim. Ne diğer kurtlar, ne son yirmi yıldır kendini zor toparlayan sarhoş babam, ne de senin ailen - ve hatta sen bile."


Clark Bellevue, hayatı boyunca kurt sürüsündeki tek insan olarak yaşadı - kelimenin tam anlamıyla. On sekiz yıl önce, Clark, dünyanın en güçlü Alfa'larından biri ile bir insan kadının kısa bir ilişkisi sonucu kazara dünyaya geldi. Babası ve kurt adam yarı kardeşleriyle yaşamasına rağmen, Clark hiçbir zaman kurt adam dünyasına gerçekten ait hissetmedi. Ancak Clark, kurt adam dünyasını sonsuza dek geride bırakmayı planladığı sırada, hayatı, kaderi ve eşi olan bir sonraki Alfa Kralı Griffin Bardot tarafından alt üst edilir. Griffin, eşini bulma şansını yıllardır bekliyordu ve onu kolay kolay bırakmaya niyeti yok. Clark kaderinden ya da eşinden ne kadar kaçmaya çalışırsa çalışsın - Griffin, ne yapması gerekirse gereksin ya da kim karşısına çıkarsa çıksın, onu yanında tutmaya kararlı.
Milyarderin Gizli Mirasçıları

Milyarderin Gizli Mirasçıları

17.2k Görüntülenme · Tamamlandı · peaceisaac546
Bir gece yaşanan bir kaçamak sonrası, Celine kendini hiçbir şey bilmediği bir yabancıdan hamile bulur. Üç yıl sonra, Hunter Reid kasabaya geri döner.

Soğuk, acımasız ve mükemmeliyet takıntılıdır. Yolları kesiştiğinde, Hunter Celine'in kibarlığını ve safdilliğini sinir bozucu bulur—ama ona karşı hissettiği çekimi inkar etmeye çalışsa da göz ardı edemez.

Celine, onun nefretinden şaşkına dönmüş halde, ondan uzak durmak için elinden geleni yapar, ama kader onları sürekli bir araya getirir. Sırlar açığa çıktıkça, Celine bir seçimle karşı karşıya kalır: tehlikeli gerçekleri saklayan buz gibi bakışlara sahip bir adam için kalbini riske atmak mı, yoksa çocuğunun geleceğini korumak için uzaklaşmak mı?

Celine, Hunter'ın duvarlarını yıkabilir mi, yoksa onun geçmişi mutluluk şanslarını paramparça mı edecek?
Yeniden Doğuş: Zirvedeki Yıldız Oyuncu

Yeniden Doğuş: Zirvedeki Yıldız Oyuncu

184.9k Görüntülenme · Güncelleniyor · Olivia
Ben bir yetimdim ve on iki yaşına geldiğimde, ailem beni buldu. Nihayet acılarımdan kurtulup bir evin sıcaklığını ve ebeveyn sevgisini yaşayabileceğimi düşündüm. Uyum sağlamak için ailemi memnun etmek ve onlara hizmet etmek için elimden geleni yaptım.
Ama asla beklemediğim şey, beni aramalarının sebebinin kemik iliğimi kullanmak istemeleri olduğunu öğrenmekti... Başka birini kurtarmak için!
Kalbim paramparça oldu. Ebeveynler nasıl bu kadar zalim olabilirdi?
Dünyaya olan inancımı yitirdim, balkondan düştüm ve öldüm.
Ama şaşırtıcı bir şekilde, yeniden doğdum!
Bu sefer, kendim için yaşayacaktım! Bana zarar verenler bedelini ödeyecekti!
Alfa'nın ÇALINMIŞ Eşi

Alfa'nın ÇALINMIŞ Eşi

33.5k Görüntülenme · Tamamlandı · Abigail Hayes
Alpha Kral Kaius, Elowen'i halkın önünde reddettikten sonra, Elowen krallığını terk etti ve bir daha arkasına bakmadı. Tamamen yeniden başlaması gerekiyordu - ne bir sürü, ne bir aile, ne de yardım edecek biri vardı. Kendi başına yeni bir hayat kurdu ve güvende olduğunu düşündü. Ancak huzurlu geçmesi gereken doğum gününde, Kral'ın muhafızları tarafından yakalanıp kalenin zindanlarına atıldı. Şimdi onu bir düşman casusu sanıyorlar ve Kaius onun kim olduğunu gerçekten öğrenmeden ve sakladığı tüm sırları keşfetmeden önce kaçması gerekiyor. Sorun şu ki, dört yıl önce ayrılan o kırık kız değil artık ve reddeden o soğuk pislik de tam olarak aynı kişi değil. Hayatlar tehlikede ve kaçacak yer kalmamışken, her şey tamamen dağılmadan önce çıkmayı başarabilecek mi?
Arzudan Fazlası!

Arzudan Fazlası!

200.1k Görüntülenme · Tamamlandı · talesofpassions
Grace, adam bir adım öne çıktığında korkuyla geri çekildi.
"Bir daha yaparsan bacaklarını kırarım..."
diye uyardı.

Gözleri yaşlarla doldu.
"Şef, özür dilerim... İstemeden oldu, birdenbire gelişti... Hiçbir fikrim yoktu..."
diye hıçkırarak konuştu.

Dominick, sertçe çenesini tuttu.
"Karşımda ağzını sadece bir şey için aç..."
diye dişlerini sıkarak söyledi ve onu bir hamlede bıraktığında Grace inledi ve hıçkırdı.

"Lütfen beni cezalandırma... Özür dilerim"
diye yalvardı ama sözleri duymazdan gelindi.
"Bunu yapmak istemiyorum, şef lütfen... Bundan korkuyorum... Lütfen, lütfen..."
diye ağladı.

"Soyun..."
diye emretti duvara doğru yürürken.

Grace, bunu yaptığında gözleri büyüdü. Korkudan doğru düzgün düşünemedi. Kapıya doğru koştu ama zavallı kız kapıyı açamayacağını bilmiyordu.


Grace, iyi ve zeki bir kızdır ama iyiliği onun düşmanıdır. Mutlu ve huzurlu bir hayat yaşıyordu ta ki mafya babası kapısını çalana kadar.
Grace, babasının hataları yüzünden kendini şeytana feda etmek zorunda kaldı.

Ama bu şeytanın kalbi var mı? Grace, onunla konuşmayan bu sessiz ve zalim adamla nasıl başa çıkacak? Babası için bunu ne kadar sürdürebilir? Sonuçta mafya babasıyla seks yapmak kolay değil.